Yurtseverliği meslek edinenler, diyakronik olarak Trakya’ya zarar verdiler
Bundan birkaç gün önce Atina’da, Trakya Dimokritos Üniversitesi’nce Klasik ve Beşeri Bilimler Okulu’ndan layık görüldüğü fahri doktorasını almak üzere Komotini’ye gelecek olan Başpiskopos İeronimos’u ziyaret ettim.
Bu ziyaretimin amacı hem Başpiskopos’un temsil ettiği kuruma, hem de Trakya’nın misafirperverlik ruhunu göstererek yerel bir milletvekilinin Yunan Kilisesi’nin başpiskoposuyla kurumsal işbirliğine olan saygımı göstermekti.
Başpiskopos’la bu temasımız, kendisiyle şahsi olarak tanışma sonucunun ötesinde, kendisine bölgemizi ilgilendiren meseleleri birinci elden dinleme fırsatı sundu; üstelik muhatabı Ortodoks Hristiyan dininden olmadığından, diğerlerinin yanında Azınlık meseleleri ve Trakya’daki Hristiyan nüfusla birlikte yaşamları hakkında da fikir sahibi olmasını sağladı.
Bu hareket, görüldüğü üzere varlıklarını bölgemiz hakkındaki elverişli stereotipleri dölermeye alışmış olan Trakya ve Atina’daki milliyetçi çevrelerin hoşuna gitmemiş. Şimdiden yerel toplumumuzu ilgilendiren tüm konularla ayrım gözetmeksizin ilgilendiğim milletvekilliği faaliyetimin, Azınlık’tan olanın kendi sorunlarıyla, “Çoğunluk”tan olanın da aynı şekilde kendi sorunlarıyla ilgilenmesini isteyenleri rahatsız ettiğinin mesajlarını almaktayım.
Bu mantıkla bazı Atina gazeteleri, bu ziyaret olayımı ön plana çıkarırken, diğer yandan okurlarına “Trakya’daki uç ve tahrik edici faaliyetlerimi” de hatırlatmışlar.
Son dönemde mecliste Eğitim Bakanı’na sorduğum soruda, Trakya’daki Azınlık okullarının çalışma düzeninin, yetkililerce çıkarılan kararlarla söz konusu okullarda resmi açıklamalarda Türkçe’nin kullanımının yasaklanarak bozulmamasını istedim. Ancak bu okullar, tüm yerlilerin ve ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan eğitimli kişilerin bildiği gibi çift dilli. Devletin resmi dilinin kullanımına ne itiraz ediliyor, ne de tartışma konusu ediliyor.
Aynı şekilde çift dilli azınlık okullarının dayandığı antlaşma ve protokollerin bileşenini oluşturan Türk dilinin kullanımına da itiraz edilmemeli.
Ve yine Trakya ve Atina’da bir milliyetçi gürültü patladı, fobik sendromları yükselten ve yalan ve iftira içerikli yayınlarla fanatizmi ve hoşgörüsüzlüğü tatmin eden.
Ancak bu şekilde hiçbir yere gidemeyiz. Bölgemizin kalkınma ritimlerinin düşüş yaşadığı, Doğu Makedonya ve Trakya’nın GSYİ’da resmi olarak Yunanistan’ın en fakir bölgesi olduğu, sanayisizliğin işsizlik verilerine tavana yükselttiği, çiftçilerimizin özelleştirilmiş Ziraat Bankası’na olan borçları içinde battığı ve ürünlerinin fiyatlarının kendileri ve aileleri için saygın bir yaşam sağlamadığı günümüzde, ihtiyacımız olmayan tek şey milliyetçiliğin deforme aynasıdır.
Çünkü fanatizm ve hoşgörüsüzlük, gerçek toplumsal meselelere ilginin çarpıtılmasına, elverişli varsayımlarla meselenin özünden, “külliyen yalan” olan yoksulluktan, toplumsal eşitsizlikten, çözülmemiş acil sorunlardan uzaklaşmamıza sebep oluyor ve bölgemizin yoksul ve zayıflarının aleyhine işliyor.
Benim mesajım, Trakya’da “öteki”, “farklı olan” korkusuyla siyaset yapmayı amaçlayan herkese karşı cephe aldığımdır.
Benim politik tavrımın kimliği bu oldu ve hemşehrilerim kendilerini temsil yetkisini bana verdikleri sürece, yine aynı şekilde aktif avukatlık arenasında, aktif vatandaş olarak da bu olacak.
İlhan Ahmet
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
