Üreticilerin iklim değişikliğinin yarattığı yeni koşullara ayak uydurmaları şart
Tarımın ayakta kalabilmesi ve iklim değişikliğinin yarattığı yeni koşullara uyum sağlanması için birincil sektörde farklı yöntemlerin benimsenmesi gerekiyor. Ziraat Mühendisi Lazaros Kouroukehagias, tarım ve üretim alanında bundan sonra atılması gereken adımları “Radio Paratiritis 94fm”e anlattı.
Yunanistan Geoteknik Mühendisleri (GEOTEE) Trakya Şubesi’nin yakın zamanda yaptığı açıklamaya göre üretim kaybının %30’lara varacağını söyleyen Lazaros Kouroukehagias, uzun süren aşırı sıcaklar ve kuraklığın tarımsal üretimin azalmasındaki ana etkenler olduğunu vurguladı. Kuraklık sebebiyle su rezervuarlarındaki su seviyesinin gittikçe azaldığına, son yıllarda sıcaklıkların artmasıyla yeni koşulların oluştuğuna dikkat çeken sn. Kouroukehagias, diğer yandan yeterli hazırlıkların yapılmadığını kaydetti.
Hem üreticiler hem de bitkiler açısından yeni koşullara ayak uydurmanın önemine vurgu yapan sn. Kouroukehagias, bu konuda bitki fizyolojisiyle doğrudan bağlantılı olan bir süreye ihtiyaç duyulduğunu, bitkinin gelişiminin ise üretici tarafından nasıl yetiştirildiği, yeterince sulama ve gübreleme yapılıp yapılmamasıyla alakalı olduğunu ifade etti.
Bunun için üreticilerin gelişmeleri takip eden ve bilgi sahibi olan tarım uzmanları ile işbirliği yapmaları gerektiğine işaret eden Lazaros Kouroukehagias, bunun da kolay bir iş olmadığını belirterek, devlet tarafından herhangi bir bilgilendirme yapılmamasından dolayı tarım uzmanları ve ziraat mühendislerinin gelişmeleri takip edebilmeleri için eğitim masraflarını bizzat üstlenip yabancı üniversiteler ve enstitülere yönelmeleri gerektiğini dile getirdi.
Gözlemlenen değişikliklere gelince, bunların kademeli ve giderek artarak gerçekleştiğini söyleyen sn. Kouroukehagias, “Mesela benim kendi bahçemde bir meteoroloji istasyonu kurulu ve yıllık yağış miktarını mm olarak ölçüyorum. Her geçen yıl yağış oranı daha da azalıyor. Dışarıda tarlalarda yürüyüşe çıktığınızda toprağın yarıldığını, açıldığını görüyorsunuz. Yağmur yağsa bile bu açıklıklar ‘şelale’ görevi görür, yani su yerin altındaki katmanlara gider ve bitki yine hiç bir şey alamaz” dedi.
Kışları kalorifer yakımının azalmasının olumlu bir gelişme olduğunu ancak gerçekleşen tüm değişiklikleri teraziye koyduğumuzda olumsuzlukların ağır bastığını belirten Ziraat Mühendisi Kouroukehagias, sözlerine şöyle devam etti: “Bitkiler meyve vermedi. Kafaları karıştı, çünkü hiç hareketsiz kalmadılar. Üretimimiz büyük oranda azaldı, aynı zamanda böcekler ve mantarlar çok büyük direnç elde etti. Yeni Ortak Tarım Politikası (KAP) kapsamında birçok aktif madde piyasadan kaldırıldı, bunun sonucunda üteticiler tüm bunlarla baş edebilecek maddelerden yoksun kaldı.”
Bahçecilik sektöründeki üreticiler için fil ile kürekle dövüşen adam benzetmesini yapan sn. Kouroukehagias, şartların eşit olmadığını ima etti. Öte yandan, tarım ilaçlarının her derde deva olmadığını da hatırlatarak, çözümün farklı bir düşünce ve yönetim tarzında yattığına işaret etti.
Bitkilerin daha dirençli olmaları lazım
Üreticilere kuraklığa, tuzluluğa ve sıcaklığa karşı dayanıklı bitkilere yönelmelerini tavsiye eden sn. Kouroukehagias, “Bitkilerin özel muameleye ihtiyacı var. Ne kadar sık ekilecekleri, daha iyi hava almaları için hangi yöne bakacakları, ne tür toprağın üzerine ekilecekleri ve elbette sulama şekli büyük rol oynuyor” izahında bulundu.
Lazaros Kouroukehagias, damla sulama yöntemini ise tek çare olarak gösterdi: “Yağmurlama sulama sistemlerinin ortadan kalkacağı vaktin çok yakında geleceğini düşünüyorum, çünkü suyumuz olmayacak ve sulamanın farklı bir şekilde yapılması gerekecek. Büyük bir projeye ihtiyaç var, bunların hepsini aklımıza yerleştirmemiz gerekiyor. Mesela, nemi suya dönüştüren faydalı mikroorganizmaları kullanılması bu konuda bir örnek. Ancak bunlar, bugün üreticilerin çoğunluğunun bırakın denemeyi, dinlemeye bile hazır olmadığı öneriler.”
Geleceğin “anahtarı” eğitim
Kendisinin son yıllarda doğru kullanıldığında iklim değişikliğinin etkilerini azaltabilecek aktivatörler üzerine uzmanlaştığını anlatan Ziraat Mühendisi Kouroukehagias, bir ürünün sürdürülebilirlik açısından her şeyden önce zamana karşı dirençli olması gerektiğini yineledi.
Bilgi ve eğitimin altını çizen sn. Kouroukehagias, “Tüm bunlarla nasıl başa çıkabileceğimiz konusunda gelecekte bilgi ve eğitimin payının büyük bir rol oynayacağını düşünüyorum” dedi.
Gıda krizinin temel nedeni amatörce yanlış yöntemler
Gıda krizi hakkında sorulduğunda ise Lazaros Kouroukehagias, asıl sebebinin sebze ve meyve bahçelerinde kullanılan amatörce yanlış yöntemler olduğunu ifade etti.
“27 yıldır ziraat mühendisi olarak sebze bahçelerinde en büyük hataların amatörler tarafından yapıldığını görüyorum. Mesela lahana tırtılı için bir ilaç kullanıyorlar, bu ilaç tırtılı öldürmüyor, aksine bitkiye zarar veriyor ve bu zarar gören bitkiyi ilaç kalıntısıyla birlikte alıp tavuklara yem olarak veriyorlar. Bunun sonucunda, bütün bu zehir kuşun etine ve yumurtasına geçiyor” diyen sn. Kouroukehagias, ne yazık ki çoğunluğun bu yöntemi uyguladığını, bu yüzden de amatörler tarafından pestisitlerin kullanımına ilişkin yasağın lehine olduğunu savundu.
Son olarak, Yunanistan nüfusunda otoimmün hastalıkların büyük artış göstermesine değinen Lazaros Kourukehagias, bunun kötü beslenmeden kaynaklandığına dair kanıtların olduğunu belirterek, bu yüzden genel zihniyetin değişmesinin ne kadar önemli olduğunun bir kez daha altını çizdi.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
