Sağlık sektöründe çalışanlar “kara” 2016 öngörüyorlar
Sağlık alanındaki sorunların devam ettiğini, diğer yandan ise üçüncü memorandum ile Ulusal Sağlık Sistemi’nin (ESY) tamamıyla çökme tehdidi altında olduğunu gören kamu sağlık çalışanları, eylem “hava”sına girmeye hazırlanıyorlar. Kamusal Hastaneler Çalışanları Yunanistan Federasyonu (POEDİN) ise kamu emekçilerinin 12 Kasım’da düzenlediği genel greve katılma kararı almış durumda. POEDİN heyetleri ise, grev vasıtasıyla, ülke genelindeki sağlık kurumlarını ziyaret edip çalışanlarla temas kuruyor, onların yaşadığı sorunlar hakkında bilgi toplayıp, siyasi merkezin sağlık alanında uyguladığı politikalar hakkında kendilerine bilgi veriyorlar.
Bu çerçevede, geçtiğimiz günlerde Komotini Sismanoğlio Hastanesi’ni Federasyon Asbaşkanı sn. Panayotis Pandelis ve PAME destekli Mücadeleci Birlik üyesi Genel Danışman sn. Eleni Bakirli ziyaret ettiler. Her ikisi de, önümüzdeki yıldan itibaren Ulusal Sağlık Sistemi alanında uygulanması planlanan politikalarla, gerek meslektaşları gerekse yerel toplum için “tehlike çanları”nın çaldığını bildirdiler.
Panayotis Pandelis «Vatandaşlara ispirto ve pamuktan şırıngaya kadar bir çok şeyin kendilerinin almalarının dayatıldığı yönünde onlarca şikayet var»
Sn. Pandelis, ilk olarak kamusal sağlık alanına ayrılan bütçenin son 5 yılda %60 oranında azaldığına dikkat çekti. 2016 bütçesinde öngörüldüğü üzere, bu rakam 1,24 milyar euro’ya, yani bu yıla kıyasla 350 milyon euro daha aşağıya çekilecek. “Bu bütçeyle hastaneler çalışamaz” diyor kendisi, “ertelenen vakalar var, üç-beş ay ‘geri atılan’ vakalar var, hatta kardiyoloji ve patoloji gibi ciddi hastalıklarla ilgili alanlarda tedarikçiler malzeme vermiyorlar ve hastanelerin çalışmasında ciddi sıkıntılar yaşanıyor”. Sn. Pandelis onlarca çalışanın şikayetine dikkat çekerek, vatandaşların ispirto ve pamuktan şırıngaya kadar bir çok şeyi kendilerinin almalarının dayatıldığını, çünkü bu malzemelerin pek çoğunun olmadığını belirtti.
Sağlık Bakanlığı’nın bugünkü liderliğinin “bir önceki hükümetin çıkardığı ve sonuç olarak Ulusal Sağlık Sistemi’nin ‘mezar taşı’ olan 2015 bütçesini eleştirmiş, sistemin çalışması için en az miktarın 2 milyar euro olduğunu bildirmişti” diye hatırlatıyor. Sn. Pandelis, ESY’deki problemlerin çözümü için öngördüğü gerekli bütçenin yarısıyla, önümüzdeki yıl daha da büyüyecek sorunları nasıl çözebilecekleri konusunda kaygılanıyor. “Kamusal yapılar kapanma tehdidi altında” diyor, “ulusal sağlık sistemi ciddi bir ekeonomik destek olmadan ayakta kalamaz”.
«Devasa çalışan ‘kan kaybı’na karşı, ilan edilen yeni iş sahaları, ‘okyanusta damla’»
Kamusal hastanelerde ikinci önemli konu da çalışan eksikliği. Sn. Pandelis, son 5 yılda ESY’den 17.000 çalışanın ayrıldığını hatırlatarak, kamusal sağlık alanında çalışan sayısının ilk defa 50.000 kişinin altına düştüğünü bildiriyor. “Sadece bizim çalışanlarımız değil” diye açıklıyor, “ancak oluşan durumda, 4.500 doktorun ayrılması da önemli rol oynadı. Kadrolama olmadan ESY’nin onarımı söz konusu olamaz” dedi, ilan edilen yeni iş sahalarının “okyanusta damla” olduğuna dikkat çekerek. “2015 yılında yaklaşık 4.000 kişinin ayrılacağını hesaplıyoruz. Yerlerine alınacak 1.000 kişiyle durumun onarılması söz konusu değil. Bakanlığın 2016 için açacağını söylediği 2.400 iş sahasıyla da bu amaca hizmet edemeyecekler çünkü 1.100 hasta bakıcı, 600 civarında doktor ve 550 civarında diğer çalışandan söz ediyoruz, ki sorunların çözümü için yeterli olamayacaklar. 2016’da da 3.000-4.000 kişinin ayrılacağını düşünün ki, çalışan alanında ciddi bir ‘kan kaybı’ yaşanacak, ki bunun giderilmesi için gerekli siyasi irade şu anda yok”.
«Kadrolu çalışanların işe alındığı ulusal sağlık sisteminin tarih olması yönünde bir siyasi yönelim var»
POEDİN Asbaşkanı, ayrılan çalışanların yerlerinin doldurulması konusuna değinirken, ESY’ye kadrolu çalışanların alınması gerektiğini, ancak aynı zamanda çalışma ilişkilerinde değişikliklerin planlandığını bildiriyor. “Arka kapıdan esnek çalışma ilişkilerinin yayıldığını görüyoruz” diyor, “ki ‘not defteri’ açıkların kapatılması için resmi yöntem olarak açılıyor. Bu bizim için kadrolu çalışanların işe alındığı ulusal sağlık sisteminin tarih olması yönünde bir siyasi yönelim demek. Yani 1.500-2.000 kişilik bir güçlendirme ve diğer çalışanların not defterleri ile esnek çalışma ilişkileri içinde olması, sözleşmeli ve başka çalışma ilişkileri içinde olması. Böyle çözüm olamaz. Hastaneler ciddi sorunlarla karşılaşmaya devam edecek ve bu vatandaşa sunulan hizmete de yansıyacak”.
«Değerlemelerin amacı maaş ve üretim bağlantısı sorununu açmak»
Sn. Pandelis, kamu sektöründeki değerleme ve sigorta sorununa da değinerek, daha önceki hükümetlerin öne sürdüğü politikalarla bağdaştığını söyledi. “Maaşla bağlantılı değerlemenin amacının maaş ve üretim bağlantısı sorununu açmak olduğunu düşünüyoruz. Bu durumun ‘bireysel maaş’ dediğimiz ve her çalışanın daha fazla para kazanması için mücadele edeceği şartlara ve herkesin bireysel maaşını koruması için çalışma ilişkilerimizin bir ‘hayvanat bahçesi’ne dönmesine yol açacağına varacağını tahmin edersiniz. Projeleri bu, yani dayanışmadan kopup, herkesin kendi başının çaresine bakması”. POEDİN Asbaşkanı, sözlerini noktalarken, memorandum sözleşmeleri ekseninde çalışanların maaşlarında kesintilere gidilmesi yönünde kaygılı olduğunu gizlemedi; diğer yandan ise sağlık sendikalarına, diğer çalışanlarla birlikte geniş çaplı bir işbirliğine gidilmesi ve bahse konu politikalara karşı birlikte mücadele edilmesi çağrısında bulundu.
Eleni Bakirli «Sağlık alanında olması beklenenler, Avrupa ülkelerinde, memorandumlar olmadan, uzun yıllardır olmakta»
Sn. Eleni Bakirli de, kamusal sağlık üzerinde uygulanan politikaların ülke genelinde uygulanan politikalardan ayrıştırılamaması gerektiğini söyledi. “Hükümet sıklıkla memorandum tanımını kullanıyor, fakat bu politikaların memorandumla bir alakası yok” dedi. “Bu, halkı kandırmak için oldukça güzel bir yöntem, ki kanepesinde otursun. Sağlık alanında olması beklenenler, Avrupa ülkelerinde, memorandumlar olmadan, uzun yıllardır olmakta. Örneğin getirmeye çalıştıkları esnek çalışma ilişkileri, krizin veya memorandumların olmadığı başka Avrupa ülkelerinde var. Not defteri demek, çalışanların, devlet tarafından değil de, hastaların doğrudan veya dolaylı katkıları tarafından ödenmesi demek. Yani devlet yavaş-yavaş çekilmeye çalışıyor. Ayrıca çok ciddi bir başka sorun da sigorta ve emeklilik sorunu. Çünkü oylanan bir yasaya göre, 2009 ile 2060 arasında her iki yılda bir araştırmalar yapılacak ki, emekli maaşları için devlet ödemeleri Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) %2,5’ini geçmesin. Şimdiden 2060’a kadarlık bir süre söz konusuysa, bu büyük sermaye gruplarına verilmesi gerekenin verilmesi için çok iyi hazırlanmış bir proje demektir. Ve bu sağlık ve eğitimden başlamıştır”.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
