Körelen Vicdanlarımız ve Seyirci Etkisi

Vicdanımızı ve masumiyetimizi korumanın son derece zor olduğu, bizi manen boğan bir çağdan geçiyoruz. Televizyon kanalları, popüler eğlence endüstrisi, pazarlama şirketleri ve daha bir sürü kapitalist etmen, bize kim olduğumuzu unutturma misyonunu başarıyla sürdürüyorlar.
 
Başarıya giden yolda, kişisel gelişim akımının kuklaları haline geliyoruz ve mutluluk illüzyonuna kapılıp, bize dayatılan vurdumduymazlık tuzağına kolayca yem olabiliyoruz. Bize başarı adıyla sunulan puta o kadar odaklanmış bir durumdayız ki, ona zeval gelmesine asla izin vermiyoruz. Çünkü başarısız olursak yuhalanırız, çünkü başarısız olmak demek egomuzun yerlere serilmesi demek, çünkü yeni “güzel” dünyada başarısızlığa yer yok. Yersen.
 
Oysa etrafımızda belki de tü kaka deyip görmezden geldiğimiz bir sürü şey oluyor. Sağımızda aç komşumuz var, solumuzda cinayet işleniyor. Elli metre ilerimizde başarının ipine tutunamamış, düzene ayak uyduramamış, hayatta kalmak adına alkol, uyuşturucu, esrar gibi illetlerle mücadele veren insanlar var. Ama nasıl olsa birileri yardım eder değil mi? Hem biz başarıya giden yolda böyle şeylerle mi uğraşacağız? Hele bir başarıyı yakalayalım, şöyle elimize sağlam da bir para geçince, bir hayır kuruluşuna hatırı sayılır bir bağışta bulunur, arınırız günahlarımızdan. Vicdanlı insanlarız vesselam. Yersen.
 
Psikolojide seyirci apatisi (seyirci etkisi) nedir bilir misiniz? Bahsi geçen terim 1964 yılında Amerika’da gerçekleşen bir olaydan sonra ortaya çıkmıştır. Söz konusu olayda Kitty Genovese isminde bir kız sokağın ortasında bıçaklanıp, ölüme terk edilmiştir. Saldırı yaklaşık olarak yarım saat sürmüş ve olay yerinde bulunan yaklaşık kırk görgü tanığından hiçbiri duruma müdahale etmemiş, gizlice polisi arama girişiminde dahi bulunmamıştır. Bunlardan bazıları olaya bulaşmak istememiş, bazıları ise başkalarının yardım edeceğini düşünerek harekete geçmemiştir. Bunun üzerine iki sosyal psikolog, Bibb Latane ve John Darley olayın psikolojik boyutunu incelemek için bir deney yapıyorlar. Bir üniversite kampüsünün kütüphanesinde bir öğrenci boğuluyormuş gibi bir arbede yaratılıyor. Eğer olay sadece bir kişinin önünde gerçekleşirse yardım oranı %85’leri buluyor, fakat orada bulunanlar ortamda iki kişiden fazla olduklarını düşünüyorlarsa yardım oranı %35’lere kadar geriliyor.

Uzun lafın kısası vicdanımızla baş başa kaldığımızda ve üretebileceğimiz bir bahane de olmadığında harekete geçmek çok da zor olmuyor. Amma velakin, en çok yalanı kendimize söylediğimiz bu içi boşaltılmış devirde, en sık sığındığımız liman; bitmek bilmeyen bahaneler. Ama yine de vicdanlıyız. Yersen.
 

Koray Bağdatlı

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.