PERPATO ve KEERFA’dan Sıfır Tolerans

Diyakronik çitler, faşizm ve ırkçılığa karşı ellerini birleştirdiler

Irkçılığa ve Faşizm Tehdidine Karşı Birleşik Cephe (KEERFA) hareketinin Evros’taki çitin yıkılması ve mülteci ve göçmenlerin Yunanistan-Türkiye kara sınırlarından serbestçe geçmesi için düzenlediği iki günlük eylemler, Pazar günü Orestiada ve Kastanyes’teki iki yürüyüşle zirve yaptı.
 
Evros’taki eylemden birkaç gün önce ise, “Sıfır Tolerans” Engelliler Hareketi’nin üyesi ve yönetmen sn. Andonis Rellas ile, KEERFA Sözcüsü ve Atina Belediye Meclis Üyesi sn. Petros Konstandinu Komotini’deydiler; PERPATO Derneği’nin “Sıfır Tolerans”la birlikte düzenlediği etkinliğe katıldılar ve fiziksel çitler dışında engelli insanların hayatlarında diyakronik çitlerle de karşı karşıya geldiklerini hatırlattılar. 

Andonis Rellas «Bizim için ırkçılık ve faşizm ayrım gözetmiyor»

“Engelliler için siyasi ve sosyal haklarını almalarını engelleyen çitleri, Evros’taki ‘utanç çiti’ ile bağdaştırıyoruz ve tüm bunlar, Yunanistan’daki göç sorunu noktasında oluyor” dedi, sn. Rellas, etkinliğin amacını açıklarken.
 
“Engelli insanlar için çitler diyakronik ve her şeyden önce tutumla ilgili. Toplumun büyük kesiminin engelli insanlara vurduğu damga ve önyargılarla oluşuyor. Hatta birçok kez de başrol oyuncusu kendisi de engelli olan insanlar oluyor.”
 
Hatta, sn. Rellas, bu tarz davranışların birçok kişinin sandığının aksine donanım çevresi ve altyapıyla alakalı olmadığını ve toplumsal yaşamın tüm alanlarını kapsadığını belirtti. “Etkinlik bizim yapılı çevreye erişim olarak adlandırdığımız kısımla alakalı değil, gerek medyada bilgilendirme, gerek kültür, gerek sağlık olsun içeriği kısmıyla alakalı” dedi.
 
Son olarak “Sıfır Tolerans”ın KEERFA’nın Evros’taki etkinliğine katılıp katılmayacağı sorusuna verdiği yanıtta, “engellilik genel bir tecrübe. Dolayısıyla bu kategoride diyakronik olarak ırkçılık ve ayrımcılığı yaşayan tüm sosyal gruplar dahil. Göç akınıyla ülkemize gelen insanların %30’luk bir kısmı, engelli. Bunun da ötesinde, yani mülteciler arasında engellilerin olması dışında, bizim için faşizm ve ırkçılık ayrım gözetmiyor. Evros’taki çite karşı eyleme gitmek zorundayız, bu bizim borcumuz”.
 
Etkinlik ısrasında Lehania Engelliler şubesinden “Sığınmadan topluma” başlıklı belgesel sergilenirken, devamında “Sıfır Tolerans” hareketi üyeleri sn. Andonis Rellas, sn. Eri Ariku ve sn. Hristos Konstandakopulos söz konusu deneyimleri hakkında konuştular.
 
Devamında katılımcılar ve “Sıfır Tolerans” hereketi üyeleri arasında sohbet gerçekleşti.
 
Belirtmekte fayda var ki, etkinlik süresince Yunanca olarak işaret dili vardı, ayrıca “Sıfır Tolerans” hareketi üyesi sn. Thanasis Papandonopulos içeriğin akustik açıklamasını yaptı. 

Petros Konstandinu «Ezilmiş insanlara dayanıklılık işkencesini, yani fırtınalı denizde kayıkla karşıya geçebilmeyi denemeyi dayatamazsın»

Sn. Petros Konstandinu da, sırasıyla, KEERFA adına konuşurak, Trakya’da bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirirken, bu bölgenin “ağır” bir tarihi olduğunu, “Spartaküs”ün, yani insanlık tarihi boyunca gerçekleşmiş en büyük köle ayaklanmasının liderinin toprağı olduğunu söyledi. Hatta, kendisi, geçmişin Spartaküs’ü ile bugünün Trakya’sı ve çiftçilerle Tarımsal Kalkınma Bakanı arasında yaşananlar arasında paralellik kurup, direnen çiftçilerin açtıkları pankartlardan birinin “Spartaküs” imzası taşıdığını, hiçbir şeyin tesadüf olmadığını söyledi.
 
Trakya’yı ziyareti ve KEERFA öncülüğünde düzenlenen iki günlük eylemlerle ilgili olarak sn. Konstandinu, eylem zirvesinn trajik koşullar ortasında yapıldığının, sadece Ege’de çok kısa süre önce ölen sayısının 40 olduğunun altını çizdi. “Bunlar, Avrupa sınırlarını kapattığı için, mültecilerin ödediği kan vergisi. Yunanistan’da çitin olmasından dolayı, mülteciler geçtiğimiz yazdan beri sınırı geçebilmek için tacirlerle temas kuruyor. Güya sınırları açtılar ancak, açtıkları nokta acı, gözyaşı ve boğulmuş insanlarla kazınmış durumda” dedi, Evros’taki çitin yapımından önce yerel halkın buna karşı yürüyüşler düzenlediğini, ülkenin birçok belediye başkanının çitin yapımına karşı olduğunu anımsattı.
 
Ayrıca, sn. Konstandinou, Trakya’nın yerel toplumlarının, ikide bir günah keçisi arayan hükümetlere kıyasla, mültecilerle her zaman dayanıştığını söyledi.
 
“Bugün de” diye sürdürdü sözlerini, “Komotini hastanesinde gerek Evros’ta boğulmuş, gerekse Türk-Yunan kara sınırında mayınlarla ölmüş kimliği bilinmeyen ölüler için DNA arşivi var” dedi ve KEERFA olarak “Evros’un böyle anılmasını istemiyoruz. Dayanışma bölgesini olmasını istiyoruz ve sanırım yerel halkın ezici çoğunluğu da dayanışmadan yana” diye ekledi.
 
Kendisi, mevcut durum ve mülteci sorunun yönetimi hakkında AB’ye de sorumluluk yüklerken, durumun trajik olduğunu hatırlattı. “Mantıklı nedenden dolayı sınırlarını açmak zorunda kalmış olan, ancak uluslararası anlaşmalarda öngörüldüğü üzere mültecilere koruma, barınak ve sığınma hakkı vermeyen bir AB’den söz ediyoruz. Bugün AB hükümetleri, göçmenleri suçlayarak, tehlike edebiyatı yaparak ve islamobinin bostan korkuluğunu sallayarak uluslararası müktesebatları değiştirmeye çalışıyorlar”.
 
Son olarak, mültecilerin arasında engelli olaların sayısının çok fazla olmasıyla ilgili soruya ise, bunun normal olduğunu, söz konusu insanların savaş kurbanları olduğunu, savaş bölgelerinden kaçmak için uğraştığını söyledi. “Dolayısıyla bu insanlara sonsuz saygı göstermek lazım. Ezilmiş insanlara dayanıklılık işkencesini, yani fırtınalı denizde kayıkla karşıya geçebilmeyi denemeyi dayatamazsın. Bu yüzden sınırları açın diyoruz. Hepsi buyursun gelsin ve her şeyi çözeceğiz, hatta ekonomik kısmını bile. Emekli maaşlarını kestikleri zamanda, Ege adalarındaki insanlarımıza Nobel Barış Ödülü vaad etmesinler. Borcumuzu silsinler ki emekli maaşları için de, engelliler için de, hepimiz için para bulalım”.

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.