OSDE ve KADASTRO: Tarımsal dışlanma mı, dijital modernizasyon mu?

Tarımsal desteklerin yeni hukuki ve teknik çerçevesi

İki sistemin zorunlu olarak birbirine bağlanmasından kaynaklanan sorunlar, üreticiler açısından ortaya çıkan hukuki boşluklar ve bunların Rodop kırsalındaki yansımaları

Rodop’un tarım arazileri yeni dijital gerçeklikle karşı karşıya

Yazan: Vasiliki – Maria Karakasi*

Üretim bildirimlerinin (OSDE) Ulusal Kadastro ile birbirine bağlanması, tarımsal desteklerin yönetimi açısından önemli bir gelişme teşkil etmektedir. Bu uygulamanın amacı şeffaflığı sağlamak, tarım parsellerini doğru biçimde tanımlamak ve destek ödemelerinin öngörülen koşullara uygun olarak yapılmasını güvence altına almaktır. Bununla birlikte, yeni çerçevenin uygulanması, özellikle Rodop gibi bölgelerde önemli sorunları da ortaya çıkarmaktadır. Bu bölgelerde tarım arazileri birçok durumda eski mülkiyet tapularıyla, miras işlemlerinden kaynaklanan çözümlenmemiş meselelerle, hisseli mülkiyetlerle ve ilgili sicillere eksiksiz biçimde kaydedilmemiş kira sözleşmeleriyle bağlantılıdır.

Gümülcine ovasında ve bölgedeki tarım yerleşimlerinde üretim yapan bir çiftçi açısından bir tarlanın bilgilerindeki uyumsuzluk yalnızca teknik bir güçlük değildir. Bu durum ek işlemlere, gecikmelere ve destek başvurusunun sunulması ya da denetlenmesi sırasında sorunlara yol açabilir. Dolayısıyla asıl mesele, dijital modernizasyonun gerçek üreticiler üzerinde orantısız engeller yaratmadan ilerlemesini sağlamaktır.

ATAK ve KAEK: Sorun nerede ortaya çıkıyor?

Sistemlerin birbirine bağlanmasının merkezinde iki farklı kayıt numarası bulunmaktadır: Gayrimenkulün E9 vergi beyannamesiyle bağlantılı olan Gayrimenkul Kimlik Numarası (ATAK) ve gayrimenkulü Ulusal Kadastro sisteminde tanımlayan Ulusal Kadastro Kod Numarası (KAEK). Bu iki kod farklı işlevlere sahip olup, birbirlerinin yerine otomatik olarak kullanılamaz. ATAK, gayrimenkulün vergi açısından tanımlanmasını sağlarken KAEK, gayrimenkulün coğrafi konumunu ve kadastro kimliğini belirlemektedir.

Bu iki kaydın eşleştirilmesi her zaman kolay değildir. Bir tarım parseli eski bir mülkiyet tapusunda farklı, E9 beyannamesinde ise başka şekilde tanımlanmış olabilir. Parsel daha büyük bir arazinin parçası olabilir, bölünmüş ya da başka bir araziyle birleştirilmiş olabilir veya gerekli tüm kayıt güncellemeleri tamamlanmadan devredilmiş olabilir. Ayrıca, gayrimenkulün yüzölçümü ve sınırları, tapularda, Kadastro kayıtlarında ve destek başvurusunun dijital harita üzerindeki gösteriminde farklılık gösterebilir.

Bu farklılıklar yalnızca teknik bir mesele değildir. Başvurunun tamamlanmasını, denetim sürecini ve destek almaya uygun kabul edilen arazi miktarının belirlenmesini etkileyebilir. Bu nedenle teknik bir kayıt uyumsuzluğu ile gayrimenkulün mülkiyetine veya kullanım hakkına ilişkin esaslı bir uyuşmazlık arasında açık bir ayrım yapılması gerekir.

2026 yılı Tek Destek Başvurusu için yeni çerçeve

Konu, 2026 yılı Tek Destek Başvurusu için yürürlüğe konulan düzenlemeler nedeniyle özellikle güncel bir önem kazanmıştır. Bağımsız Kamu Gelirleri Kurumu’nun (AADE) A.1161/2026 sayılı kararı ve bunu izleyen değişiklik kararlarıyla, 2023–2027 Ortak Tarım Politikası Stratejik Planı kapsamında başvuruların sunulmasına ve beyan edilen tarım parsellerinin belgelenmesine ilişkin usuller belirlenmiştir.

İlgili özel düzenlemelere göre, Ulusal Kadastro sisteminin faaliyette olduğu bölgelerde Tek Destek Başvurusu’nda KAEK numarasının belirtilmesi zorunludur. 2026 yılı için dijital ortamda haritalandırılan alan ile beyan edilen KAEK numarası veya numaraları arasındaki asgari coğrafi örtüşme oranı %55 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, nesnel nedenlerle Kadastro tarafından doğrulanamayan KAEK numaralarının, belirli koşullar altında hesaba katılabilmesine de imkân tanınmıştır. Bunun için doğrulama yapılamamasının nedeninin myAGRO dijital platformunda bildirilmesi ve yetkili makamlar tarafından denetlenebilir olması gerekmektedir.

Bu çerçevede satın alma, miras, bağış, ebeveyn tarafından çocuğa mal devri ve diğer mülkiyet değişiklikleriyle bağlantılı durumların belgelenmesi öngörülmektedir. Ekim 2026 tarihli daha yeni idari talimatlar ise gerekli belgeler, başvuru işlemlerini yürüten kuruluşların sorumlulukları, denetimler ve düzeltmeler gibi konuları daha ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.

Bu düzenlemelerin Rodoplu üreticiler açısından önemi açıktır. Bazı durumlarda gayrimenkulün tanımlanmasında nesnel güçlükler yaşanabileceği kabul edilmektedir. Ancak bu, denetimlerin ortadan kaldırıldığı veya beyan edilen her arazinin otomatik olarak kabul edileceği anlamına gelmez. Yeni çerçeve, güvenilir çapraz kontroller yapılması gerekliliği ile gerçek mülkiyet ve teknik kayıt sorunlarının yönetilmesini bir araya getirmeye çalışmaktadır. Sistemin başarısı, diğer unsurların yanı sıra, düzenlemelerin doğru uygulanmasına, üreticilerin yeterince bilgilendirilmesine ve benzer durumların aynı şekilde ele alınmasına bağlı olacaktır.

Üreticiler açısından riskler ve korunma ihtiyacı

Bir beyannamenin tamamlanamaması gecikmelere, ek maliyetlere ve tarımsal desteklerin ödenmesinde sorunlara neden olabilir. Somut koşullara bağlı olarak, destek almaya uygunluk veya idari yaptırımlar konusunda da sorunlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle teknik kayıt uyumsuzlukları ile yasal kullanım hakkının gerçekten bulunmaması birbirinden ayrılmalıdır. Otomatik çapraz kontrol yararlı bir araçtır; ancak haklı itirazların veya belgelerin tamamlanmasını nesnel olarak zorlaştıran durumların bulunduğu hâllerde, her olayın kendi koşulları içinde incelenmesinin yerini alamaz.

Rodoplu çiftçilerin dikkat etmesi gereken hususlar

Sorunları en aza indirmenin en güvenli yolu, hazırlıklara zamanında başlamaktır. Üreticilerin aşağıdaki hususları önceden kontrol etmeleri yararlı olacaktır:

  • E9 beyannamesindeki bilgilerin mülkiyet tapuları ve mevcut kadastro kayıtlarıyla uyumlu olup olmadığı.
  • Beyan edilen her tarım parseli için, gerekli olduğu durumlarda, doğru ATAK veya KAEK numarasının bulunup bulunmadığı.
  • Kira sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı ve kullanılan araziyi açık biçimde tanımlayıp tanımlamadığı.
  • Mirasın kabulü, tapu siciline tescil, kayıt düzeltmeleri veya gayrimenkulün tanımlanmasını etkileyen başka işlemlerin beklemede olup olmadığı.
  • Geometrik bilgilerin düzeltilmesinin veya ek belgeler sunulmasının gerekip gerekmediği.

Bir uyumsuzluk tespit edildiğinde bunun vergi kaynaklı veya teknik bir hata mı, devam eden bir kadastro işlemi mi, yoksa mülkiyet hakkına ilişkin esaslı bir uyuşmazlık mı olduğu araştırılmalıdır. Bu durumların her biri farklı bir yaklaşım ve gerektiğinde farklı bir yetkili kuruma başvurulmasını gerektirir.

Tek Destek Başvurusu’nu yürütmekle görevli kuruluşla, gerektiğinde avukatla, harita ve kadastro mühendisiyle ve muhasebeciyle iş birliği yapılması, bekleyen işlemlerin zamanında çözüme kavuşturulmasına yardımcı olabilir. Düzeltmeler, ek belgeler ve olası idari itirazlar için geçerli son tarihlere özellikle dikkat edilmelidir. Tapuların, kira sözleşmelerinin, miras belgelerinin, kadastro ve ölçüm haritalarının ve diğer kanıtlayıcı belgelerin düzenli bir dosyada saklanması, arazinin yasal kullanım hakkının belgelenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Rodop kırsalı için asıl mesele

Tarım beyannamelerinin Ulusal Kadastro ile birbirine bağlanması, kamu yönetiminin ve tarımsal destek denetimlerinin daha geniş kapsamlı modernleştirilmesinin bir parçasıdır. Ancak bu sistemin etkinliği yalnızca dijital kayıtların eksiksizliğine göre değerlendirilmeyecektir. Sistemin, Yunanistan kırsalının gerçek koşullarıyla başa çıkabilme, nesnel güçlükleri tanıyabilme ve benzer durumların ortak ve orantılı ölçütlerle ele alınmasını güvence altına alabilme kapasitesi de belirleyici olacaktır.

Tarım faaliyetlerinin yerel ekonomi, istihdam ve kırsal yerleşimlerde yaşamın sürdürülmesiyle doğrudan bağlantılı olduğu Rodop için hedef iki yönlüdür: Bir yandan desteklerin verilmesinde hukuka uygunluk ve şeffaflık güvence altına alınmalı, diğer yandan düzeltilmesi zaman ve özel işlemler gerektiren kayıt uyumsuzlukları nedeniyle gerçek üreticilere orantısız yükler getirilmemelidir.

Dijital modernleşme kendi başına bir amaç olarak görülmemelidir. Teknolojiyi denetimleri iyileştirmek için kullanan, ancak tarımsal faaliyetin insani ve ekonomik boyutunu göz ardı etmeyen, etkili, şeffaf ve adil bir kamu yönetimine hizmet etmelidir. Üreticiyi korumak, denetime karşı çıkmak anlamına gelmez. Bunun için güvenilir, gerekçelendirilmiş ve orantılı bir denetim sistemi gerekir. Böyle bir sistem, hukuka aykırılık ile nesnel belgelendirme güçlüklerini birbirinden ayırmalı ve düzeltme yapmak için gerçek ve etkili imkânlar sunmalıdır.

Çünkü toprak, yalnızca E9 beyannamesindeki bir sayıdan veya Kadastro sistemindeki bir koddan ibaret değildir. Toprak; üretimin, emeğin ve Rodop kırsalının ekonomik varlığını sürdürmesinin temelidir. Toprağın yönetimi için kurulan her modern sistem, hukuka uygunluğu ve hukuki güvenliği göz ardı etmeden bu gerçeği kabul etmelidir.

Sonuç olarak mesele, denetim ile üretici arasında bir seçim yapmak değildir. Asıl amaç, dijital modernleşmenin şeffaflığı ve hukuka uygunluğu güçlendirdiği, ancak tarımsal desteklerden haksız yere mahrum bırakılmanın bir nedenine dönüşmediği bir sistem oluşturmaktır.

* Vasiliki – Maria Karakasi, İstinaf Mahkemesi nezdinde avukat, Rodop Barosu üyesi, Adalet Bakanlığı tarafından akredite edilmiş ve kadastro arabuluculuğu alanında uzmanlaşmış arabulucu ve Gümülcine Belediyesi Kamu ve İşletme Ombudsmanıdır.

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.