NATO’nun Ege’ye “demirlemesi” anlaşmasının ertesinde
NATO’nun Ege’deki göçmen akımlarıyla mücadele işine karışmasını, son derece önemli ve “ne yüzeysel ve anlamsız, ne de prensipte olumsuz karşılamamamız gereken” bir durum olarak tanımlıyor Uluslararası Hukuk Profesörü sn. Grigorios-Evaggelos Kalavros. “Paratiritis tis Thrakis”e verdiği demeçte, “Diplomaside tüm sorunlar birlikte ele alınmalıdır” diyor.
Gelişmenin olumlu ayağına değinerek, NATO’nun işe karışmasının kötü bir gelişme olarak algılanmaması gerekriğini belirtti, “Çünkü göç medceziriyle mücadele konusunda ülkemizin işini kolaylaştırıyor” dedi, “göç kasırgasıyla mücadele etmekte zorlanan veya istemeyen ülke olarak aleyhine olan havayı deşarj edecek. Üstelik her iki ülke de, hem Yunanistan, hem de Türkiye NATO üyesi. Bu sebeple işe karışmasını olumsuz karşılamıyorum, tabii Ege’de müdahale için kullanacağı gücün çokuluslu olması kaydıyla. Yani Yunanistan ve Türkiye’nin dışında diğer ülkeler de kesinlikle katılmalı. Böyle durumlarda ülkeler gönüllü olarak katılmaktadır. Ancak fikrimce çokuluslu olmalıdır ve elbette –çok doğru olarak– yönetim, malum sebeplerden dolayı, be Yunanistan’a ne de Türkiye’ye ait olmamalıdır.
«Shengen Anlaşması’ndan atılmamız söz konusu değil, ancak acil durumlarda AB sınırları içerisinde denetimleri canlandırmak söz konusu olabilir»
Bu fırsattan yararlanarak, sn. Kalavros, ülkenin Shengen Anlaşması’ndan çıkması ve Avrupa Birliği içerisinde göç sorunun yönetimi konusuna da değindi. “Ülkemiz bir uluslararası anlaşmada, özellikle de Shengen Anlaşması’nda taraf olduğu sürece, Anlaşma’nın neleri öngördüğünü bilmeyen bazı çevrelerce yayıldığı gibi, atılması söz konusu değildir” dedi, “Böyle bir imkan ne öngörülüyor ne de var. Ancak Anlaşma’nın 5. maddesinde öngörülen, acil durumlarda Shengen sınırları, yani AB sınırları içerisinde denetimleri canlandırmak söz konusu olabileceği. Bu da üye-ülkeler arasında ulusal, iç sınırlarda kimlik kontrollerinin yeninden canlanması olabilir ki, bu da 6 ay sürer ve iki kez daha uzatılabilir”.
«Kontrollerin canlanması için acil durumların ne kadar ciddi olduğu sorunu, Avrupa Birliği Mahkemesi’nce kontrol edilmekte»
Böylece, Profesör’ün hatırlattığı üzere, Avrupa Birliği sınırları içerisinde kontrollerin yeniden başlaması için Shengen Anlaşması’nın 5. maddesinde öngörülen tüm koşulların oluşması lazım. “Kontrollerin canlanması için acil durumların ne kadar ciddi olduğu sorunu, Avrupa Birliği Mahkemesi’nce kontrol edilmekte. Yani ülkemiz mahkemeye gidip böyle bir önlem kararının yasallığının kontrol edilmesini isteyebilir. Böyle bir önlem toplu kurum, örneğin Konsey, kararı gerektirmemekte, ancak ülke tarafından tek taraflı alınabilir. Yani ülkelerden bazıları, AB’nin güney sınır şeridindekiler, Shengen’in öngördüğü serbest geçişi, kendi sorumluluğu ile tek taraflı olarak kaldırabilir. Ancak bu söz konusu ülkenin bu tavrı bir başka üye-ülkenin Avrupa Birliği Mahkemesi’ne girmesi sonrası kontrol edilebilir ve olası durumda toplu sorumlulukları ihlalden eleştirilebilir. Çünkü Shengen toplu sorumluluk”.
«AB’yi bu göç medcezirini oluşturan sebebin ilgilendirmesi gerekirdi ve Suriye’deki iç savaşa siyasi çözüm araması»
Sn. Kalavros, göçmen-mülteci sorunu karşısında Avrupa Birliği’nin tavrını değerlendirirken, bu büyük akın karşısında bir panik olduğu tespitinde bulunda ve radikal çözüm için hiçbir önlem olmadığını belirtti. “Mültecileri ve özellikle siyasi mültecileri nasıl uzaklaştıracağımızı düşünmek yerine, Avrupa Birliği’ni, ortak dış politika ve güvenlik politikası çerçevesinde, bu göçmen kasırgasını doğuran sorunlar üzerine ortak bir duruş belirleme ilgilendirmeliydi. AB’yi bu göç medcezirini oluşturan sebebin ilgilendirmesi gerekirdi ve Suriye’deki iç savaşa siyasi çözüm araması. Asıl büyük ve Avrupa Birliği ve tüm dünya için sorun. Bir siyasi çözüm bulunmalı ki oluşan ve büyük ülkemizle İtalya’nın çektiği bu mülteci kasırgası radikal bir şekilde önlensin. Ancak, malum sebeplerden dolayı Avrupa Birliği, bu sorun karşısında ortak bir tavır sergileme konusunda büyük bir fırsatı kaçırıyor. Orada kimin gerçekten Avrupalı olarak, kimin se büyük oyuncuların Suriye’deki gelişmelerdeki uluslararası oyunlarının ‘uydusu’ olduğu belli olacak. Yani alanın netleşmesi için iyi bir fırsat olacaktı. Ancak Avrupa Birliği malum sebeplerden dolayı bundan kaçıyor, ki gerçek ortak dış politika ve güvenlik politikası üzerine de gücünü ölçebilirdi”.
«Mültecilerle nasıl başa çıkılacağı yönünde aşırı söylemler kullanmada öncü olan ülkelerin daha dikkatli olması lazım»
Son olarak, Uluslararası Hukuk Profesörü, Avrupa Birliği ve üye-ülkeler için “Shengen’in hangi şekilde uygulandığına dikkat etmeleri lazım, çünkü paniklediklerini ve ne yaptıklarını bilmedikleri yönünde bir izlenimim var. Elbetteki ülkemizin mülteci sorunu karşısındaki politikasının eleştiriden muaf tutulması gerektiğini savunmuyorum, ancak her şeye rağmen acil bir mülteci medceziriyle karşı karşıya olduğumuzu, bunun için altyapıların olmadığı ve ülkemizin bu zamanda çok zor bir durum içerisinde olduğunu göz önünde bulundurmamız lazım. Ve kesinlikle sorunlarla mücadele insancıllık ruhuyla olmalı, ki mültecilik ve göç bugünün fenomeni değil. Her ülkede böyle akımlar vardı, gatta Doğu Avrupa’nın bugün aşırı bir söylem 4-5 küçük ülke bile. Kendi mültecilerini hatılamalılar, ki çok uzak geçmişte değil, diğer Avrupa tarafından kolay kabul edilmişlerdi. Bu ülkeler daha dikkatli olmalı, çünkü Avrupa Birliği’ne girmeleri için kriterlere sahip olup olmadıkları ciddi bir inceleme yapılmadan Avrupa Birliği’ne girdiler”.
Türkiye’nin Kinaro’daki uçağın düşmesinden sonra yayınladığı NOTAM’ı göstermelik
Yunanistan Deniz Kuvvetleri’nin helikopterinin önceki gün Kinaro adacığında düşmesi trajedisinin ardından Türkiye’nin yayınladığı NOTAM’ı da değerlendiren sn. Kalavros, güven verici konuştu ve bunun komşu ülke adına göstermelik bir oyun olduğuna değindi. Türkiye’nin Kinaro üzerinde kaybolan helikopteri arama ve kurtarma yönünde NOTAM’ı bizi biraz şaşırttı” dedi “ancak bu NOTAM sadece göstermelik sebeplerle, Türkiye’nin Ege üzerinde sürekli iddialı politikasını hatırlatmak için verildi. Kaldı ki, her durumda arama ve kurtarma kendi karasuları içinde kendi kıyı devletine aittir. Özellikle de adacıklar söz konusuysa, bunların takımada devletine, yani Yunanistan’a katılması, kuşku götürmez”.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
