Livaditis “Eliz Edebiyat”ta

Türkiye'nin Bursa şehri merkezli “Eliz Edebiyat” dergisi, Ağustos 2016 tarihli sayısının arka kapağında Yunanistan'ın ünlü şairi Tasos Livaditis'e yer verdi.
 
Batı Trakyalı şair ve çevirmen Mustafa Çolak'ın Yunanca'dan Türkçe'ye çevirdiği Livaditis'in kısa biyografisi ve 3 şiiri şöyle:
 
Tasos Livaditis 20 Nisan 1922’de Atina’da doğdu. 1948 yılı Haziran ayında politik görüşleri nedeniyle tutuklanarak Mudro adasına sürgün edildi. Daha sonra özellikle solcuların sürgün yeri olan Makronisos ve Ayastratis adalarına götürüldü. Oradan Atina'nın Hacikosta Hastenesi'ne sevk edildi ve 1951 yılında serbest bırakıldı. Ama kovuşturmalar durmadı. “Bir Yel Esiyor Dünya Kavşaklarında” adlı şiiri, bölücü olduğu savıyla toplatıldı, ozanı da mahkemeye verildi ancak “delil yetersizliği” nedeniyle aklandı. Tasos Livaditis'in ilk şiiri 1946 yılında Bağımsız Yazılar adlı bir edebiyat dergisinde yayınlandı. 1954 yılından itibaren komünist Avgi gazetesinde şiir eleştirmeni olarak çalıştı. Atina Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu, ancak edebiyata ve özellikle de şiire yöneldi. Sol içerisindeki aktif faaliyetlerinden dolayı 1947-1951 yılları arasında sürgün edildi. Albaylar Cuntası döneminde (1967-1974) çıkan çeviri ve denemelerini ise Rokkos ismiyle imzaladı. Şiirleri Mikis Theodorakis, Manolis Loizos gibi Yunanistan’ın dünya çapında ünlü bestecileri tarafından bestelenmiş ve Rusça, Sırpça, Macarca, İsveççe, İtalyanca, Fransızca, Arnavutça, Bulgarca, Çince ve İngilizce’ye de çevrilmiştir. Birçok ödüle de lâyık görülen şair, 30 Ekim 1988’de yaşamını yitirmiştir.
 
Her yerde seni bekliyorum
 
Olur da bir an ayrılma zamanı gelirse, sevgilim,
cesaretini kaybetme.
İnsanın en büyük erdemi kalbinin olmasıdır.
Ancak daha da büyüğü, gerektiğinde,
kalbini bir kenara fırlatmasıdır.
 
Bizim aşkımızı yarın, okul kitaplarında okuyacak çocuklar,
yıldızların isimleri ve yoldaşların görevlerinin yanında.
Sensiz bana sonsuzluğu da verseler,
senin yanında ufacık bir ânı tercih ederdim.
 
 
Gözlerini her zaman hatırlayacağım, ateşli ve büyük,
iç savaş içinde, iki aşk gecesi gibi.
Ha! Evet, söylemeyi unuttum, buğdaylar altın ve sınırsızdır,
çünkü seni seviyorum.
 
 
Evi kapat. Anahtarı bir komşu kadına ver ve ilerle.
Ailelerin bir ekmeği sekize böldüğü yere,
kurşuna dizilmişlerin büyük gölgesinin aktığı yere.
Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir saatte,
insanların yeni bir dünya için savaşıp öldükleri yerde…
orada bekleyeceğim seni, sevgilim!
 
Bir kadına
 
Geceleri anımsıyor musun? Seni güldürebilmek için
lamba camının üzerinde yürürdüm.
“Ama bu nasıl olur?” diye sorardın. Oysa çok basitti
çünkü beni seviyordun. 
 
Eczaneden dönüş
 
Nasıl olduğunu asla anlamadan oldu – annemin başı ağrıyordu,
hatırlıyorum, ve beni eczaneye gönderdiler,
dönüşte, doğrudur, bakındım biraz, bir ihtiyarla alay ettim,
bir taşla iki kuş ürküttüm,
ve köşeyi dönünceye dek,
ne ev kalmıştı, ne geçlik.
 
 
Eliz Edebiyat, 92/Ağustos 2016

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.