İki 29 Ocak ile “İsonomia-İsopolitia” Gerçeği -8-

Dünkü yazımda, Dr. Sadık Ahmet gerçeği yalan üzerine kurulmuş bir masaldır iddiamı belgeledim.

Bu yazımda, DEB Partisi Onursal Başkanı Işık Sadık Ahmet’in  sık sık dile getirdiği, kocası ile ilgili “şüpheli bir trafik kazası” iddiasının gerçek dışı olduğunu belgeleyeceğim. Sözkonusu belge, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’nın 1 Ekim 1995 – 30 Haziran 1997 tarihli “Faaliyet Raporun”da yer alıyor.

“Faaliyet Raporun” üçüncü ekinde, “DOKTOR SADIK AHMET’İN ÖLÜMÜYLE SONUÇLANAN KAZA İLE İLGİLİ DURUŞMAYI İZLEMEK ÜZERE SELANİK’E GİDEN İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU HEYETİNİN DAVAYLA İLGİLİ DEĞERLENDİRME NOTU” başlığı altında şunları okuyoruz:

“22 Ocak 1997 Çarşamba günü saat 12.30’da Işık Ahmet’in dinlenmesiyle davanın görüşülmesine başlanmış ve Heyetimiz Mahkeme salonundaki yerini almıştır. Işık Ahmet yaklaşık üç saat boyunca verdiği ifadesinde kazanın nasıl meydana geldiğini, diğer aracın nereden çıktığını, kendilerinin bulunduğu araca nasıl çarptığını ayrıntılı olarak mahkemeye anlatmış, eşinin öldürülmüş olabileceğini yalnızca bir sefer iddia etmiş, ancak bu konudaki iddiasının dayanakları konusunda bir açıklamada bulunmamıştır. Sadık Ahmet’in öldürülmüş olabileceği iddiası müdahil avukatlar tarafından son savunmada bile dile getirilmemiştir.” (Sayfa: 68)
“Bu davaya Batı Trakya Türk Azınlığından çok az (muhtemelen 15-20) kişinin gelmesi, Batı Trakya Türk Azınlığının bu davaya gereken önemi vermediğini göstermesi açısından ilginçtir.” (Sayfa: 69)

“Ayrıca Işık Ahmet’in kocasının ölümünde bir kasıt bulunduğu yolunda Yunan Mahkemelerine bir dilekçe vermediği ve davanın sadece basit bir trafik kazası davası olduğu anlaşılmıştır.” (Sayfa: 69)

“Mahkeme çıkışında Heyet Başkanı Demir BERBEROĞLU basına şu açıklamayı yapmıştır: Biz buraya yargılama sürecinin normal olup olmadığını gözlemeye geldik. İki günlük yargılamada gözlediğimiz kadarıyla ve Yunan Mahkemelerinin usul ve göreneklerini de göz önüne aldığımızda, yargılamanın objektif ve adil bir yargılama olduğu izlenimini verdiğini belirtmek isteriz.” (Sayfa: 70)

“SONUÇ VE DEĞERLENDİRME” arabaşlığı altında şunları okuyoruz:
“3- Duruşmadan bir gün önce gerek rahmetli Sadık Ahmet’in eşi Işık Ahmet ve davaya girecek olan avukatlar Adem Bekiroğlu ile ve gerekse Batı Trakya Türk Azınlığı mensubu avukatlarla yaptığımız görüşmelerde edindiğimiz izlenim, bu davaya yeteri kadar iyi hazırlanılmadığı, özellikle davanın Türkiye kamuoyunun verdiği önem kadar mahallinde önemsenmediğidir.” (Sayfa: 70)
“4- Türkiye’de yaygın olarak kabul edildiğinin aksine olayın trafik kazası olmayıp, bir siyasi cinayet veya komplo olabileceğine ilişkin olarak kazanın meydana geldiği 24 Temmuz 1995’den duruşma günü 20 Ocak 1997’ye kadar geçen ve Yunan yargılama hukukuna göre duruşma hazırlık sürecini kapsayan 18 ay boyunca ilgili adli makamlara ne Sadık Ahmet’in eşi ve çocukları ne de avukatları tarafından herhangi bir başvuru yapılmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca Işık Ahmet’in 3 saat süren ifadesi sırasında yalnızca bir sefer ‘Kocam öldürülmüş olabilir’ demesi üzerine Yunanlı Savcının ‘bu kadar süredir neden bize başvurmadınız’ sorusunun duruşmada cevapsız bırakıldığı, bu sırada müdahil avukatların mahkemeye müdahale ederek ‘Bu olay aslında bir trafik kazası değil bir cinayettir’ şeklinde bir ifadelerinin olmadığı ve Savcının bu yöndeki sorusuna cevap teşkil edecek henhangi bir beyanda bulunmadıkları gözlenmiştir.” (Sayfa: 71)

“5- Duruşma aralarında zaman zaman TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Sayın Demir Berberoğlu ve üyeleri olarak mahkeme tarafından Yunan iç hukukunun ve yargılama hukukunun ihlal edilip edilmediği yolunda müdahil avukatlara sorulan sorular her seferinde mahkeme yargıcının herhangi bir ihlalde bulunmadığı şeklinde yanıtlanmış, biri Yunanlı, diğeri Batı Trakya Türk Azınlığı mensubu olan auvukatlara bu hadisenin cinayet olup olamayacağına ilişkin soruya özellikle Türk auvukat ‘Benim şahsi kanaatimce bu bir trafik kazasıdır’ yanıtını vermiştir.” (Sayfa: 71)

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun dava ile ilgili değerlendirmesinde açık seçik görülüyor ki, Yunan hukukunda hakkı olduğu halde DEB Partisi Onursal Başkanı Işık Sadık Ahmet  kocasının ölümünde kasıt bulunduğu yolunda mahkemeye dilekçe  vermemiş. Yasal hakkını kullanmış ve dilekçe vermiş olsaydı, sık sık dile getirdiği “şüpheli bir trafik kazası” iddiasını belki de kanıtlamış olacaktı. Fakat o iddiasını kanıtlamak için bu hakkını kullanmadı. Bu, yukarıda görüldüğü üzere belgeli bir gerçek.

Ama o, bu gerçeğe rağmen, “şüpheli bir trafik kazası” ifadesini her yerde tekrarlıyor. Hiç arlanmadan, trafik kazasında yaşamını yitirmiş eşininin vefatı üzerinden çıkar amacıyla duygu sömürüsü yapmaya her fırsatta ısrarla devam ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin bazı yöneticileri yalanlar üzerine kurulmuş Sadık Ahmet masalını yıllardan beri maddi ve manevi olarak destekliyor.
Neden?
Yarın bu konuyu irdeleyeceğim. 

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.