İki 29 Ocak ile “İsonomia-İsopolitia” Gerçeği -12-

Eyy Erdoğan!
Öfkenizin tezahürü olan bu hitabınızdan esinlenerek ben de haklı öfkemi dile getirmek için aynı hitabı tercih ettim.
Yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü ifadesini içselleştirmiş bir insan sorumluluğuyla, lütfen, size bu hitabımı saygısızlık olarak algılamayın!
Cumhurbaşkanı olduğunuz ülkenin iç ve dış sıkıntılarının bilincindeyim.
Yaklaşık seksen milyonluk Türkiye nüfusu içinden sizi, tüm zaaflara rağmen, özel sektörün gelişmesine katkıda bulunan Türk devrimcisi diye tanımlamış bir başkası var mıdır, bilmiyorum. Küresel rekabet karşısında başkanlıkta ısrar etmenizin belirleyici nedeni, rekabet gücü yüksek bir ekonomiyi hayata geçirmedeki sabırsızlığınızdır diye düşünüyorum. Ancak, rekabet gücü yüksek ekonomi sadece özel sektör ile mümkün olmaz. Nedeni, insanın tek ayağıyla verimli olamayışıdır. İkinci ayak, sağlıklı insan gibi, rekabet gücü yüksek ekonomi için de zorunludur. İkinci ayak, devlet sektörü değil, çalışanların üretim araçları üzerinde mülkiyet hakkına sahip olduğu kamu sektörüdür. Geçen yıl Şubat ayında çıkmış olan, “Başkanlık sistemi mi, Halkçı Karma-Ekonomi mi?” isimli kitabımda konu işlendiğinden, burada daha fazla ayrıntıya girmeyip size böyle hitap etme haklı öfkemin nedenine gelmek istiyorum.
Ocak 1988’den beri, yani yirmidokuz senedir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yürütme ve yasama erkindeki yöneticilerine ısrarla adalet istiyorum diye yazılı ve sözlü olarak sesleniyorum. Aşağıdaki mektubumun yanıtsız bırakılmış olması gibi, çağrılarıma yanıt alamıyorum.
 
İskeçe, 6 Ekim 2016
Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN
TC Cumhurbaşkanı
Ankara
 
Sayın Binali YILDIRIM
TC Başbakanı
Ankara
 
Sayın Cumhurbaşkanım,
Sayın Başbakanım,
 
Talebim: Siyasi Mağduriyetimin Giderilmesi
Sayın Cumhurbaşkanım, Başbakanlığınız döneminde, HAK-İŞ aracılığıyla özel kaleminize teslim edilmiş olan (09.08.2011-04599)  6 Ağustos 2011 tarihli dilekçeme uzun bir zaman cevap alamayınca, 2012 yılının Mayıs ayında BİMER’e müracaat ettim. Dilekçeme, Başbakanlık’tan, 10.11.2011-20080 tarih ve sayılı cevabın Dışişleri Bakanlığı’na gönderilmiş olduğu söylendi. Bakanlığa gittim. Polis kontrolünün yapıldığı noktada yirmi dakika bekletildim. Erkan Bey isminde biri kendilerine Başbakanlık’tan sözkonusu tarih ve sayılı yazının gelmediğini söyledi.
Sayın Cumhurbaşkanım, Cumhurbaşkanı seçilmenizden sonra size elektronik posta yoluyla müracaat ettim.  Kurumsal İletişim Başkanlığı’nın 27. 10. 2014 tarihli cevabı, “Başkanlığımız tarafından elektronik postanızda yer alan detay incelenmiş olup, müracaatınızı Yargı makamına yapmanızın uygun olacağı değerlendirilmektedir.” şeklinde oldu.
Sayın Cumhurbaşkanım, 6 Ağustos 2011 tarihli dilekçemin son parağrafında size şöyle seslendim: “Sayın Başbakanım, belgelerle ortaya koyduğum sorunumu ancak sizin çözebileceğinizi, altmış yaşını aşmış soydaşınızı ve dindaşınızı daha fazla o menfur iftiranın manevî baskısı altında yaşamak zorunda bırakmayacağınızı, uğramakta olduğum maddî kayıplarıma son vereceğinizi düşünüyor, talebime olumlu yanıt vermenizi saygılarımla arz ediyorum.”
Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, 1970 yılında Batı Almanya’ya işçi olarak gittim. 1975 yılında Düsseldorf gece lisesine başladım. Gündüz fabrikada çalışıp akşam okula gittim. 1979’da Abitur yaptım. 1980 yılının yaz sömestresinde Hamburg Üniversitesi’nde ekonomi bölümünde öğrenime başladım. 1983 yılında Almanya’daki Batı Trakya’lı Türk işçi Derneklerinin Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nda Azınlığın maruz kaldığı ayrımlara karşı yürüttüğü çalışmalara düşünsel ve eylemsel olarak önderlik ettim. Yunan Meclisi’ne hitaben imza kampanyası başlatma fikrim istişare sonunda kabul edildi ve Dernekler adına 27 Temmuz 1985’te başlatıldı.  Şikâyet ve taleplerimizin yer aldığı onbinlerce imzalı bir dilekçenin Yunan Meclisi’nin gündemine taşınması Yunan yöneticilerini tedirgin etti. Bu yasal ve demokratik hak arama eylemine önderlik ettiğimden hedef seçildim. Mücadelemin gereği Türkiye’ye geliyor, yetkililerle görüşüyordum. 11 Ocak 1988 Pazartesi günü Edirne Pazarkule hudut kapısından sınır dışı edildim. 13 Ocak 1988  Çarşamba günkü  “Türkiye” gazetesinin  9. sayfasında, İçişleri Bakanlığı’nın emriyle, “siyasi ve idari yönden sakıncalı bulunduğu”m için sınır dışı edilmiş olduğum haberi yer aldı. Bir gün onra, 14 Ocak 1988 Perşembe günü, “GÜNAYDIN” gazetesinde, Türk polisleri arasındaki fotoğrafım, “Yunan casusu sınır dışı edildi.” haberi eşliğinde yayımlandı. İmza kampanyası ortada kaldı.
Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, son aylarda anavatan Türkiye’de meydana gelen olaylar, bende, o menfur iftira ile şahsıma karşı bir kumpasın kurulmuş olabileceği şüphesini uyandırıyor. Siyasi önderliğimin önünün kesilerek onbinlerce imzalı dilekçenin Yunan Miclisi’nin gündemine taşınmasının önlenmiş olmasının kimin işine yaradığı apaçık belli.  Haklı olarak soruyorum:
Hukuka aykırı bir şekilde sınır dışı edilmemin emrini İçişleri Bakanlığı’nda kim vermiştir?
Gazetede o menfur iftiranın yer almasnı kim sağlamıştır?
1988’den beri Türk makamlarına yaptığım yazılı müracaatlarıma neden cevap verilmemektedir?
Dışişleri Bakanlığı, protokol tarih ve sayısı belli yazınızın kendilerine ulaşmadığını ne maksatla söylemiştir?
İlişikteki belgede görüleceği üzere, 294 Avro emekli maaşı ile ailecek geçim sıkıntısı içindeyken Türkiye’de yargı yoluyla hak arama imkânına sahip olmadığımı takdir edersiniz. Altmışdokuz yaşına merdiven dayamış bir soydaş ve dindaş kardeşiniz olarak, eşim ve ben daha fazla o menfur iftiranın menevî   baskısı altında ömrümüzün geri kalan kısmını geçirmek istemiyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başbakanım, Türkiye’de hangi mahkeme huzuruna çıkmamı istiyorsanız, çıkmaya ve hesap vermeye hazırım. Aklınıza ve vicdanınıza sesleniyorum. Aklanmak ve adalet istiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti’nin karşı karşıya kaldığı saldırı ve sıkıntıların en yakın zamanda aşılması mücadelesinde sizlere ve sizlerin şahsınızda Türk milletine en içten başarı dileklerimi saygılarımla arz ediyorum.
Aydın ÖMEROĞLU
 
Bu yazım, iki 29 Ocak ile “İsonomia-İsopolitia” Gerçeği  dizisinin son yazısı.
İnsan haklarını dillerinden düşürmeyen, “Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü” tiyatrosunu oynayanlar, 29 yıldır adalet istiyorum seslenişim karşısında üç maymunu oynuyorlar. Çünkü yazılı ve sözlü müracaatlarıma Türkiye’den cevap verilmiyor.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN
Adalet arayışıma duyarlı vicdanlardan ses gelir umuduyla Türkiye, Yunanistan, Almanya, Avrupa Konseyi Meclisleri ile Avrupa Parlamentosu’na birer dilekçe ile mağduriyetimi bildireceğim.
Saygılarımla.

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.