İki 29 Ocak ile “İsonomia-İsopolitia” Gerçeği -11-
11 Mart 1984 tarihli Frankfurt Dernekler arası ortak toplantısında, yani bundan tam 32 yıl önce, kaleme aldığım “Gerçek Azınlıkçılık Düşüncesi Etrafında Birleşelim!” çağrısı istişare edildi. Tek kelimesi değiştirilmeden yedi Dernek Başkanı tarafından imzalanıp mühürlerlendi. “Trakya’nın Sesi” gazetesi dışında hangi gazetenin yayımlamış olduğunu hatırlamıyorum.
Çağrının üçüncü maddesi öyleydi:
“Gerçek azınlıkçı, Atatürk ve Venizelos’un temelini attıkları Türk-Yunan dostluk ve işbirliğinin gelişmesine çalışır.”
14 Şubat 1987 tarihli, Ksanthi’de çıkan “AGONAS” gazetesi, Yunan makamlarının beni, “Bağrımızdaki yılan” diye sıfatlandırdıklarını yazdı. 26 Şubat 1987 tarihli, Atina’da çıkan, “TO KALAMİ” gazetesi ise, “Türk işini yapıyor” diye yazdı. Ksanthi’de çıkan 6 Mayıs 1987 tarihli “FONİ TİS KSANTHİS” gazetesi, “Parti kuracağımı”, “Evren cuntasının aleti olduğumu” yazdı. Bir anlamda, lafı “Türk casusu” olduğuma getiriyorlardı.
Yunan basınında yer alan bu iftiraların mürekkebi kurumadan, 11 Ocak 1988 Pazartesi günü, Pazarkule hudut kapısından sınır dışı edildim. 13 Ocak 1988 tarihli “Türkiye” gazetesinde, “siyasi ve idari yönden sakıncalı bulunduğum için” İçişleri Bakanlığı’nın emriyle sınır dışı edildiğim, 14 Ocak 1988 tarihli “GÜNAYDIN” gazetesinde Türk polisi arasındaki fotoğraf eşliğinde, “Yunan casusu sınır dışı edildi.” haberi yayımlandı.
Yunanistan’da “Türk casusu”, Türkiye’de “Yunan casusu”…
Oysa 11 Mart 1984 tarihli “Gerçek Azınlıkçılık Düşüncesi Etrafında Birleşelim!” çağrısı, her iki ülkenin ilgili yetkili birimlerinin masasındaydı.
“Casus” olmadığımı iki tarafta çok iyi biliyor. Özelikle Türk devrimine yabancılaşmış zihniyettteki Türk yöneticilerinin işine gelmeyen, Türk-Yunan ilişkilerine Türk devrimi açısından yaklaşımımdı.
Bu yaklaşımım nedeniyle “dar-milliyetçiliğin” kışkırtıcı söylem ve eylemlerinin kahramanı yapılmam olanaksızdı. Azınlık halkı saflarında giderek artan bir güvenle desteklenmemin önü bir şekilde kesilmeliydi. Hukuk dışı bir yöntemle, Türk polisi arasındaki fotoğraf eşliğinde, “Yunan casusu sınır dışı edildi.” haberiyle siyaset sahnesinden silindim.
Tüm mağduriyetlerime rağmen, yazı ve yirmiye yakın kitaplarımla, olanaklarım dahilinde, elimden geldiğince insanlara yararlı olmaya çalışıyorum.
Bu noktada şunu sormadan edemiyorum:
İnsan haklarını dillerinden düşürmeyen, “Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü” tiyatrosunu oynayanlar, 29 yıldır adalet istiyorum seslenişim karşısında üç maymunu oynuyorlar.
Neden?
Yarınki son yazımda bunun nedenini açıklayacağım.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
