Devletçi Karma-ekonomide Rekabetin Sosyo-ekonomik Temeli

Rekabet nedir?
En sade anlamıyla rekabetin, insan ilişkilerinde birinin diğerine üstünlük sağlama çabası olduğu söylenebilir. Dolayısıyla rekabet insanın doğasında var olan özelliklerinden biri olarak, insanlar arası ilişkilerde ilişkilerin niteliğine göre somutlaşır ve çeşitlenir.
 
Burada rekabet kavramı ekonomi kapsamında ele alınmakta. Dünyadaki ekonomilerin farklılığı gözönüne alındığında, rekabetin her ekonomiye özgü bir içeriği olacağı kedliğinden anlaşılır.
 
Konuyu ülkemizdeki ekonomik sistemle somutlaştıralım. Ülkemizde 1821’den beri, esas itibariyle, devletçi karma-ekonnomi uygulanmakta. Buna göre ekonomi özel ve devlet sektörlerinden oluşuyor. Toplumsal yapı çalıştıranlar ve çalışanlar diye iki ana gövdeden meydana geliyor. Çalıştıranlar azınlığı, çalışanlar çoğunluğu teşkil ediyor. Çalıştıranlar özel ve devlet sektöründe yer alıyor. Rekabet esas olarak işte bu iki sektör arasında gerçekleşiyor. Çalışanlar arasında her ne kadar rekabetin yaşandığı gözlense de, bu rekabet ekonomik temelden yoksundur. Üretim araçları üzerindeki mülkiyet, rekabetin ekonomik temelinin ve gerekçesinin kaynağıdır. Bu nedenle emeğini satan insanların birbirleriyle rekabetinin ekonomik temeli ve gerekçesi yok gibidir.
 
Daha önceki yazılarımızda değindiğimiz üzere, ülkede milli burjuva sınıfının gelişememiş olması, özel ve devlet sektörü arasında çarpık bir rekabete neden olmaktadır. Şöyle ki: Palazlanan ve büyüme hırsı içinde olan sermaye sınıfı siyasal iktidar aracılığıyla eline geçen fırsatı bireysel ve sınıfsal çıkarı için değerlendirmekten geri durmaz. Örneğin, kredi kullanımında ayrıcalık ve kolaylıklar, vergi kaçırma gibi parasal işlemlerde hukuk genellikle gözardı edilir. Düşünün, iktidarda SİRİZA partisi, ekonmik bunalıma rağmen kimi vergi kaçakçılarının devlete olan milyarlarca borcu bir türlü tahsil edilemiyor. Balık baştan kokar misali, büyüğünden küçüğüne uzanan bir hiyerarşide vergi kaçırma olanağı bulan yurttaşlar bu hukuksuzluğa başvuruyor. Devletçi karma-ekonominin hukuksal, siyasal ve ahlaksal gelişmişliği ölçüsünde bu tür yolsuzluklar en aza indirilebiliyor.
 
Halkçı karma-ekonomideki rekabette niteliksel  bir fark var. Şöyle: Özel ve kamu sektöründe yurttaşlar üretim araçları üzerinde mülkiyet sahibidir. Bu yapı, rekabetin sosyo-ekonomik temelini oluşturur. Siyasal iktidar işinin efendisi olan yurttaşların bilinç ve sorumluluğu ile şekillenir. Devlet yönetimi bir sınıfın egemenliğinden çıkar, bütün yurttaşların etkin katılımı ile yönetilir. Sektör içi ve sektörler arası rekabet, bireysel, sektörel ve sınıfsal çıkarları ve yararları ekonominin bütünselliği içinde dengeler. Çalma çırpma yok denecek düzeye çekilir. Milletçe çalışarak üretilen refah yurttaşlar arasında adilce bölüştürülür.
 
Halkçı karma-ekonomi, ekonomik bunalımdan çıkışın, kalkınmanın ve onurlu yaşamanın panzehiridir.
 
Bu ilaç, milletçe keşfedilmeyi bekliyor.
 

 

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.