΄Tarihin Sonu΄ tezinin sahibi Fukuyama΄dan sürpriz çıkış: Sosyalizm şart
Tarihin Sonu teziyle ünlü Amerikalı düşünür Francis Fukuyama, New Statesman dergisine verdiği mülakatta neoliberal dönem, Karl Marx, ABD-Çin savaşı olasılığı ve Brexit hakkında çarpıcı tespitler yapıyor.
Fukuyama söyleşide; Marx'ın bazı tespitlerinin doğru çıktığını belirtiyor, eşitsizliği giderecek politikalar anlamında sosyalizme dönüşün gerekli olduğunu savunuyor. Çin’in devlet kapitalizmi modelinin liberal demokrasiye alternatif olabileceğinden bahseden Fukuyama, Çin ile ABD arasında bir savaşın da gerçek bir olasılık olduğunu söylüyor. Brexit konusunda ise, referandumların parlamenter demokrasiyle uyumsuzluğuna işaret ediyor.
“Sosyalizmin geri gelmesi şart” başlığıyla yayınlanan söyleşinin öne çıkan bölümleri şöyle:
Tarih Francis Fukuyama’dan intikam alıyor. 1992’de Soğuk Savaş sonrasının liberal coşkusu doruktayken Amerikalı siyaset kuramcısı 'Tarihin Sonu ve Son İnsan' kitabında şunu savunmuştu: “Tanıklık etmekte olduğumuz belki de … insanlığın ideolojik evriminin son noktası ve Batı tipi liberal demokrasinin insanların nihai siyasi yönetim biçimi olarak evrenselleşmesi.”
Oysa bugün ABD’den Rusya’ya, Türkiye’den Polonya’ya, Macaristan’dan İtalya’ya gayrı liberal bir enternasyonal birlik oluşuyor. Fukuyama’nın yeni kitabı Identity: The Demand of Dignity (Kimlik: Haysiyet Talebi) bu güçlerle hesaplaşıyor.
65 yaşındaki Stanford profesörüyle Londra’daki ofisimizde yaptığımız görüşmede, yine de düşüncesindeki sürekliliği vurgulamaya özen gösterdi. “O zaman [1992’de] söylediğim modern demokrasinin sorunlarından birinin barış ve refah sağlasa da, insanların bundan fazlasını talep etmesiydi … liberal demokrasiler iyi yaşamın ne olduğunu tarif etmez bile, kendilerini yabancılaşmış hisseden amaçsız bireylerin kendilerine kalmıştır, ki bu kimliğe dayalı gruplara katılmanın bir topluluk hissi sağlamasının nedeni de.”
Ona göre kendisini eleştirenler “muhtemelen asıl kitabın [Tarihin Sonu] sonunu, Son İnsan kısmını okumadılar bile, oysa o bölüm demokrasiye yönelik tehditleri ele alır.”
Yoshihiro Francis Fukuyama 1952’de Chicago’da Japon bir anneyle Japon-Amerikalı bir babadan (Fukuyama’nın baba tarafından dedesi ABD’ye 1905’te Rus-Japon savaşı sırasından göç etmiş) doğmuş (şimdi de eşiyle birlikte California’da yaşıyor). Atalarının dilini hiç öğrenmemiş ve kendisini sadece Amerikalı olarak tanımlıyor: “Ben büyürken etnik kimlik moda değildi.”
Cornell Üniversitesi’nde, The Closing of the American Mind kitabının yazarı Allan Bloom ile siyaset felsefesi çalışan Fukuyama başlangıçta neo-muhafazakar hareketi benimsemişti: Reagan-Bush yıllarında hükümette çalışırken Paul Wolfowitz akıl hocasıydı. Ancak 2003 sonunda Fukuyama, Irak savaşına verdiği desteği geri çekti, şimdi de bu savaşı finansal serbestlik ve Euro'nun yersiz çıkışıyla birlikte belirleyici yanlışlardan biri olarak görüyor.
“Bunların tümü de seçkinlerin başını çektiği politikalar ve sonuçları felaket oldu, sıradan insanların tepesinin atması boşuna değil.”
'Tarihin Sonu', komünizmi insanlığın nihai ideolojik aşaması gören Marksistlere ders vermeyi amaçlıyordu. Fukuyama’ya Britanya ve ABD’de sosyalist solun canlanmasına nasıl baktığını sordum:
“Sosyalizmle ne kast ettiğinize bağlı. Üretim araçlarının mülkiyeti ise –kamusal hizmetler gibi gerekliliği aşikâr bazı alanlar haricinde- işleyeceğini sanmıyorum.
Eğer gelir ve servet düzeylerinde ortaya çıkan bu büyük dengesizliği gidermek amacıyla yeniden bölüşüm programlarını kastediyorsanız, evet bu geri gelebilir ve gelmeli. Reagan ve Thatcher ile başlayan, serbest piyasaların faydaları hakkında belli görüşlerin hâkim olduğu bu uzun dönemin pek çok açıdan felaket sonuçları oldu.
Toplumsal eşitlik açısından işçi sendikalarının, sıradan işçilerin pazarlık gücünün zayıflamasına, hemen her yerde yükselen oligarşik bir sınıfın hak etmediği bir siyasi güce sahip olmasına yol açtı.
Finansın rolü bakımından, finansal krizden bir şey öğrendiysek o da sektörü kesinlikle düzenlememiz gerektiği yoksa herkese bedel ödetecekleridir. Tüm bu ideoloji Euro bölgesinde iyice kök saldı, Almanya’nın güney Avrupa’ya dayattığı kemer sıkma politikalarının sonuçları felaket oldu.”
Fukuyama şunu da ekleyerek beni şaşırttı:
“Bu noktada, Karl Marx’ın söylediği bazı şeylerin doğru çıktığı kesin görünüyor. Aşırı üretim krizinden bahsetmişti … işçilerin yoksullaşmasının yetersiz talebe yol açacağından.”
Fukuyama’ya göre liberal demokrasinin tek ciddi rakibi yine de sosyalizm değil, Çin’in devlet kapitalizmi modeli.
“Çinliler açıkça bunun daha üstün olduğunu, çünkü uzun vadede demokrasinin yapamayacağı şekilde istikrar ve ekonomik büyüme sağlayacağını savunuyor … önümüzdeki 30 yılda Çin, ABD’den daha büyük olur, Çin halkı zenginleşir ve ülke tek parça kalabilirse, güçlü bir iddiaları olduğunu söyleyebilirim.”
Fukayama, bir ekonomik kriz durumunda nasıl işleyeceğinin 'rejim için gerçek test' olacağı uyarısını da ekledi.
ABD ile Çin arasında savaş ihtimali (Harvardlı profesör Graham Allison’un yerleşik bir güç ile yükselmekte olan bir güç arasındaki çatışmayı anlatan 'Tukidides tuzağı') Fukuyama’yı endişelendiriyor:
“Bence bunun göz ardı edilmesi aptalca olur, böylesi bir savaşı başlatacak çok sayıda senaryo söyleyebilirim. Almanya’nın 1939’da Polonya’yı işgali gibi bir ülkenin diğerine kasıtlı bir saldırısı şeklinde olacağını sanmıyorum; Tayvan veya Kuzey Kore konusunda ya da Güney Çin Denizi'ndeki bir restleşmenin tırmanmasından çıkması daha muhtemel.”
Fukuyama’yla görüştüğüm gün, Britanya hükümeti AB’yle Brexit anlaşması yapmakta bir kez daha başarısız olmuştu. “Parlamenter sisteme sahip bir ülkede referanduma gitmek gerçekten büyük hata” dedi ve ekledi:
“Temsili hükümete sahip olmak için haklı sebepler var. Cameron buna bağlı kalsaydı, şimdi böyle bir büyük sorunumuz olmazdı.”
Bütün bunlara rağmen Fukuyama liberallere her şeyi düzeltmek için aşırıya gitmemeleri ve gayrı liberal demokrasinin tarihin yeni sonu olmadığı uyarısı yapıyor: “Bence insanlar biraz sakin olmalı.”
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
