İnsanlar ve insancıklar
İnsanlardan çok insancıkların egemen olduğu bir dönemde yaşıyoruz. İnsanlık olgusu modern dünya insanı için pek bir şey çağrıştırmıyor artık. İçi boş şeylerle oyalıyorlar her gün bizi ve biz oyalandıkça eşref-i mahlukat sıfatından o derece uzaklaşıyoruz.
Küresel piyasa algılarımızla oyunlar oynuyor. Son yıllarda “eğlence sektörü” inanılmaz bir yükselişte. Eğlenmek teriminin altına ne kadar boş iş varsa yüklüyorlar ve adeta bunu bize dikte ediyorlar. Onların istediği şekilde eğlenmiyor musun, o zaman sende bir sorun var demektir. Kitap okurken eğlenemezsin, arkadaşınla derin bir sohbet içindeysen eğlenemezsin. Eğlenmen için, içi boş esprilerle dolu o komedi filmini izlemelisin veya herkesin dinlediği o “trend” müzikte dans etmelisin. İstedikleri gibi biri olmazsan etiketin hazır: “garip insan”. Sahi bu şartlar altında garip insanlar olmayı mı yeğleriz yoksa normal insancıklar olmayı mı?
İnsancıklar, övgü olmadan yaşayamazlar. O yüzdendir ki, Byung-Chul Han’ın bahsettiği gibi günümüz “şeffaflık toplumu”nda, like’lara ihtiyaçları vardır. Sürekli beğenilmek isterler, bu insancıklar için bir istekten ziyade bir ihtiyaçtır. Çünkü sistem onları bu şekilde var olacaklarına inandırmıştır. Aksi takdirde, başkalaşıp toplumdan uzak tutulacaklar ve başka bir gözle bakılacaklardır. Bütün bunlar, insanı farkında olmadığı bir uçurumun eşiğine getiriyor. İnsancık olarak geçirilen her an, ileride oluşacak olan içsel felaketin boyutunu o derece şiddetlendiriyor. Neden mi? Çünkü insanlar gerçeklerle yüzleşme zamanı geldiğinde hazırlıksız yakalanıyorlar. Hakikatin can yakan yönleri vardır ve “gününü gün et” felsefesiyle geçirdiğimiz her dakika ile bu can yakan taraflarla yüzleşmenin zorluğunu arttırıyoruz.
Varsın efendiler bizleri garip olarak nitelendirsin, biz insancık olmayı reddedip insan olmaya doğru attığımız ilk adımla beraber ruhsal bir devrimin fitilini ateşleyeceğiz. Varsın dinleyenimiz, beğenenimiz çok olmasın, biz bizi insancıklara çevirmek isteyen sistemin aslında insanlığı bir felakete sürüklediği hakikatini dillendirelim kâfidir. George Orwell’in de dediği gibi: “Sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.”
Koray Bağdatlı / Fiyaka Dergisi
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
