Gorillere nüfus kâğıdı

Ο Παρατηρητής της πολυφωνίας

İster “bilim-kurgu” deyin isterseniz “zoo – kurgu”, çok uzak olmayan bir gelecekte insanlar, Afrika konusunda bilgi veren yayınlarda şunları okuyacaklardır: 
Afrika’nın ormanlarında eskiden gergedan, su aygırı, kaplan gibi yaratıklar yaşardı. Artık yoklar. Aslında tümü tükenmedi; bazıları henüz tam anlamıyla evcilleşemeseler bile kentselleştiler. Bir zamanlar balta girmemiş ormanlarda salınarak dolaşan goriller artık, kentlerin varoşlarında yaşamaktadırlar. Mozambik’te geçenlerde bir yoğurt imalatçısı, bunlardan birini işe almış. İmalatçı, bu maymunun çok çalışkan olduğunu ve normalde üç zencinin yaptığı işi tek başına yaptığını, karşılığında da birkaç tane muz ve bir avuç çökelek verildiğinde sevinip evine gittiğini söylüyor. 
Bunlara birer nüfus kâğıdı verilmesini, çocuklarının okullara kabul edilmesini savunanların sayısı giderek artmaktadır. Zamanla çoğunun toplumun koşullarına uyacakları, Avustralya’daki Aborijinler gibi seçme ve seçilme haklarına kavuşacaklarına da inanılmaktadır. Günümüzde bile çizdikleri eciş bücüş resimleri, “Kenya Goril Sanatı” diye koleksiyonerlere yüksek değerler karşılığında satıp gecekondularına kat çıkmış maymunlar var. 
Uganda’nın başkentinin sokaklarında yatıp kalkan ve evlerin ikinci katlarının balkonlarındaki begonyaları yiyip Kampalalıları kızdıran zürafaların sayısı da çoğalmaktadır. 
Kent yaşamına uyamayan hayvanların ise çoğu maalesef tükendi. Bunlardan arta kalan yirmi-otuz yıl önce sağa sola bıraktıkları dışkı yığınları. “Hayvanlar yok oldu gitti.. Hiç olmazsa dışkılarını muhafaza edelim!” diye düşünenler, “Hayvangittibokukaldıyadigâr” hashtag’i ile internet kampanyaları yürütüp belli bir bilincin oluşmasına önayak oldular. 
Hayvanlarını yitirip önemli turist gelirlerinden olan Afrika cumhuriyetleri artık turistleri eskiden fillerin, gergedanların dolaştıkları savannalarda gezdirip “Bakbak bu tipik bir panter boku!”, “Şu ilerde gördüğünüz tepecik, yaklaşık kırk yılönce burada gecelemiş olan bir fil sürüsünün geride bıraktığıdır!” diyerek “BokSafarileri” düzenlemekte, böylece bir miktar döviz kazanabilmektedirler. Masai köylerinde yerlilerin saatlerce zıplayarak dans etmeleri, geceleri cibinlikleri delen sivrisineklerin vınlamaları eski safarileri hatırlatıyor ama yetmiyor tabii. 
Bu kadarı bile güç olmuş, zaman almıştır. Çünkü bildiğiniz gibi bok denilen nesne zamanla dağılan organik ve organik olmayan maddelerin karışımından ibarettir. Japon kimyacıların yıllarca çalışarak bokun özgün görüntüsünü korumasını sağlayan solüsyonlar geliştirmeleri, Afrika turizmine önemli katkılar sağlamıştır. 
“Bunları boşuna anlatıyorsun… Kendi topraklarında yaşayan insanlarabile acımayanlar mı senin bu laflarından etkilenip nesilleri tükenmekteolan kelaynakları, su samurlarını düşünmeye mi başlayacak” diyecekolursanız haklısınız! Bu konuda size Bülent Tezcan’ın seçim açıklamalarından daha tutarlı bir cevap veremeyeceğimi kabul ediyorum!
 

Selçuk Erez / Cumhuriyet
 

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.