Azınlığa “reis” aranıyor!

Ο Παρατηρητής της πολυφωνίας

Ve Mart.
 
Sabahın köründe uyanıp bir kahve yaptım kendime, bilgisayarda Vivaldi, eşsiz notalarıyla “baharı” müjdeliyor. İyimser olmak için “hava” müsait.
 
Ama olamıyorum.
 
Ölüm haberleri yığılıyor önüme, interneti açar açmaz.
 
Oysa “dağlarına bahar gelmiş memleketimin” dizeleri akıyordu az önce içimde.
 
Birden Ataol Behramoğlu’nun “Ey bu topraklar için toprağa düşen! / Bir karış toprağın var mıydı yaşarken?” dizeleri çarpıyor belleğimde.
 
Sosyal medyaya bir göz atıyorum; spordan siyasete, her paylaşımdan nefret ve kin damlıyor.
 
Tam da o sırada şöyle bir cümle okuyorum: “Rahmetliden sonra bu toplumdan lider geçmedi. Bu toplumun bir lidere ihtiyacı var!”
 
Ha! Kaç gündür tam da oturup anlatmak istediğim buydu; tembelliği bırakıp oturup anlatmanın tam da zamanı!
 
*
 
Doğu toplumlarına has, “sürü psikolojisi” ekseninde bir “lider”in –ya da modern tabirle bir “reis”in– arkasına dizilip yürüme!
 
Putin’den Erdoğan’a, Arap ülkelerindeki diktatörlerden Kim Jong Un’a uzanan geniş bir yelpaze…
 
Eşi Rus olan bir dostum anlatıyordu:
 
– Rus halkı garip bir halk. Açmışlar, yoksulmuşlar, onlar için önemli değil. Önemli olan devletleri güçlü olsun. Stalin’den Putin’e, sürekli “güçlü lider” arkasında yürümeyi tercih ediyorlar. Biraz daha “ılımlı” olan Yeltsin’i nasıl harcadıklarını unutma.
 
Eh, biz Türklerin de geri kalır yanımız yok.
 
Azınlıkta da, Doğu’dan Uzun Adam’ın gölgesi üzerimize düştüğünden, bizim egemen çevreler de hemen bir “reis” arama yarışına giriştiler…
 
Önce sıkıla sıkıla, kısık sesle söylemeye başladılar bunu; sonra uluorta ve yüksek sesle. En nihayetinde Sistem’in her alanda zorla, gene gene dinleterek beynimize yerleştirdiği “pop” müzik şarkıları gibi, bu nakarat da beynimize işledi: Azınlığa bir lider lâzım!
 
*
 
Üzerinde düşününce bu tümcenin altındaki “gizli mesaj”ı okumakta zorlanmıyor insan. Şair burada diyor ki:
 
– Azınlık olarak bölük-pörçük olduğunuzdan, sizi istediğimiz gibi yönetemiyoruz. Çokseslilik, gelişmiş Batı toplumlarına özgü bir şey. Size gelmez. İyisi mi, size bir “reis” bulup dikelim, onun arkasına takılın, sizi kontrol etmesi de kolay olsun.
 
Şimdi biri çıkıp dese ki; “Ulan 4 tane milletvekilimiz, yerel yönetimde yüzlerce temsilcimiz, sayısını bilmediğimiz dernek başkanımız, üstüne üstlük bir de partimiz ve onun başkanı var”…
 
Olmaz. Bize bir (1) tane “reis” lâzım. O da astığı astık, kestiği kestik, çığırtkan, ukalâ, “yerli ve milli” olacak!
 
*
 
Geçmişte böyle “bir ve tek reis”in arkasına takılmışlığı var bu azınlığın.
 
Toplumsal gerginliğin hakim olduğu; acı ve hüsranla dolu, azınlıkiçi demokrasi, sevgi, saygı ve hoşgörünün “alçıya alındığı” yıllar, bizim tabirimizle “istibdat dönemi”…
 
Ve işin acı yanı, bugünkü tablo da tam o günleri yansıtıyor: Ekonomik ve toplumsal gerginlik had safhada ve toplum patlamak üzere; “yeni” Kara Liste uygulamada; herkesin yanındakinden şüphelendiği ve ağzından laf kaçırmaktan korktuğu bir Korku İmparatorluğu hakim…
 
Konuşanlar da, başta kendine “azınlık milletvekili”, “toplum lideri” gibi sıfatlar yakıştıran şahıslarca mahkemelere sürükleniyor; kendilerine derin ekonomik ve psikolojik hasarlar açılarak toplum nezdinde itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor.
 
Eh, hal böyle olunca geriye “tüy”, daha doğrusu “reis” dikmek kalıyor!
 
Şimdilik, en büyük sıkıntı bu “reis”i bulmakta. 4 milletvekilinden 3’ü bu işler için fazla “ılımlı”; diğeri ise ne zaman, hangi gün ve hangi saatte hangi tarafa geçeceği belli olmadığından “uygun” görülmüyor. Buna parti liderinin de “yetersizliği” eklenirse, şimdilik ufak bir sıkıntı var; ama halledilecek elbet!
 
*
 
Peki, bu toplumun demokrat insanları, emekçi insanları, aydınları; (orta) Doğu gericiliğini değil de, Batı aydınlanmasını, insan sevgisini, barışı, özgürlükleri, eşitliği savunanlar ne yapıyorlar?
 
Topluma “çift taraflı” dayatılmaya çalışılan yozlaşmaya, gericiliğe, kokuşmaya karşı safları sıklaştırmak için ne bekliyorlar?
 
Bugün bu toplumun ihtiyacı olan şey yeni bir “reis” değil, toplum içi huzur, sevgi, hoşgörü, dayanışma, azınlık hakları mücadelesine omuz verecek bir birliktir.
 
Bunun için de, toplum içerisinde “LAD damarı” etkisi görecek, sosyalistinden komünistine, liberalinden demokrat dindarına, çiftçisinden aydınına, işçisinden esnafına geniş bir yelpazeye yayılacak bir “Demokrasi Platformu” kurmak elzemdir.
 
Gerisi lâf-ı güzaf!
 
 

Mustafa Çolakali / Tiken

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.