BİR DEFA FAŞİST…
Mikis Theodorakis,
ünlü komünist besteci,
Yunanistan’da
çelişkili bir kişiliği olduğunu herkes biliyor da,
daldan dala atladığını,
arada bir aşırı sağcı çıkışlarını
ve milliyetçi,
zaman zaman faşizanlığa varan,
ve hayranlarını şaşırtan,
üzen ve hayal kırıklığına uğratan,
sonunda kızdırıp kendisine sırt çevirdikleri,
çok kişinin bilmediği bir yanı
ünlü komünist bestecinin
ilk gençliğinde katılmışlığıdır
diktatör Metaksas’ın faşist gençliğine,
ve damgalanmışlığıdır bu deneyiminden silinmezcesine
kişiliğinin ve tüm yaşamının.
Çelişkilerinin bir yorumu da belki,
daldan dala atlayışlarının
ve milliyetçi çıkışlarının
gençlik yıllarının o faşist deneyimidir,
Metaksas faşist gençlik örgütündeki
o silinmeyen ilk siyasî deneyimin
zaman zaman yaptığı çağrıya dayanamadığıdır.
Çünkü bir defa faşist olunca insan,
arada bir hep faşist olacağı gelirmiş.
THEODORAKİS İLE İLGİLİ BİR ANI
Atina’da aşırı sağcı ve milliyetçilerin düzenlediği Makedonya mitingini sahiplendiği ve orada başsöylevci olarak konuştuğu için pek çok demokrat ve barışsever tarafından eleştirilen ve kınanan Mikis Theodorakis, nazi partisi Altın Şafak için bile “Vatansever gençler, ama hırçınlar” diyebildikten sonra, artık aşırı ve yayılmacı sağın bir kahramanı oldu. Nitekim Atina mitinginde ondan sonra mikrofonu eline alan bir keşiş, Yunanistan’ı çevreleyen tüm komşu ülkelerden, Arnavutluk, Makedonya, Bulgaristan ve Türkiye’den toprak talep ediyordu.
Eh, fırsattan istifade biz de onunla ilgili bir olumsuz anımızı anlatalım. Anı bizim değil, bir başkasından dinlediğimiz, ama olsun.
Bir hayli oluyor, 10 yıl kadar, bir etkinliğe katılmak üzere Atina’dayım. O gün Pantio Üniversitesi’nde başka bir konferans oluyor, Çamerya Arnavutları hakkında, düzenleyenler de insan ve azınlık haklarını savunan kuruluşlar. Milliyetçi, sağcı ve aşırı sağcı örgüt ve kuruluşlar bu etkinliği kınıyorlar. Onlarla birlikte Mikis Thodorakis te, konferans ve onu düzenleyenler hakkında zehir zemberek bir açıklamasını okudum gazetelerden. Atina’da İstanbullu bir Rum dostumla buluştum. Muhabbet sırasında ona Mikis’in tepkisini ve duyduğum hayal kırıklığını anlattım. Şöyle yanıt verdi:
“A, Mikis Theodorakis mi? Ben onu çoktan defterden sildim ve izlemiyorum. Nasıl bir olay münasebetiyle, anlatayım. Theodorakis’in Yunan-Türk yaklaşımı için seferber olduğu yıllar. Türkiye’ye sık sık gidip geliyor, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde konserler veriyor, şahsına karşı Türklerden büyük bir hayran kitlesi oluşmuş durumda, biz de peşinden gidiyoruz. Bir defasında İstanbul’dayız. Bir ortak basın açıklaması çıkarılacak, Yunan-Türk ilişkileri ve sorunları hakkında. Türk tarafından iki gençlik kuruluşu var, açıklamaya onlar imza edecekler. Oradaki gençler Theodorakis’e tanrı gibi bakıyorlar. Bizimkisi açıklamayı hazırlamış, okudum ve sakıncalı buldum. Kıbrıs konusunda tamamen Yunan millî tezleri işlenmiş. Biliyorum, Türk gençlik kuruluşlarının temsilcileri Theodorakis’in kendilerine sunacağı basın açıklamasını kapalı gözle imza edecekler. Theodorakis’i tuttum ve dedim ki: ‘Bu açıklama Kıbrıs hakkında bu tezlerle duyurulursa, ona imza eden Türk gençleri çok zor durumda kalırlar, Türk milliyetçileri onları linç ederler. Bu ifadeleri kaldıralım ve yumuşatalım.’
Theodorakis ne dedi beğenirsin? ‘Bırak kalsın.’, dedi, ‘Hiç ses çıkarma. Belki dikkat etmezler ve bizim tezlerimiz olduğu gibi geçer. Bizim için çok güzel olur.’… Bu fırsatçılığı ve amoralizmi karşısında donup kaldım. Ve bu olaydan sonra dava arkadaşı olarak onu defterden sildim.”
12.2.2018
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
