YEMEKTEYİZ

İnsanın ıspanaklı yumurta yerken konuştuğu şeyler, portakallı ördek yerken konuştuğu şeylerden çok farklıdır.
 
Yediğimiz şeyler bizi ne konuşacağımız, nasıl konuşacağımız konusunda koşullandırıyor.
 
Biri sizi “Yemeğe gidelim de iki sohbet edelim” diye dürtüklerse ve siz o yemeğe giderseniz karşınızdakiyle aynı şeyleri söyleyin. Bakın görün ki nasıl kolay anlaşıyorsunuz. Karşı taraf makarna yerken siz pirzola yerseniz anlaşma ihtimaliniz sıfır. Hele yemek içkiliyse aynı şeyleri için. Karşınızdaki bira içerken siz dayanırsanız rakıya, birazdan bıçağı dana pirzoladan çıkarıp karşınızdakinin göğsüne saplayabilirsiniz.
 
Tek tencere yemek pişip, yer sofrasında ortadaki tencereye tahta kaşık daldırarak, bir tek kaptan fiks mönü yemek yenen evlerde, müthiş bir suskunluk ve uyum vardır. Bu tip yemek pek konuşturmaz, çünkü biri konuşurken, ötekiler tencerenin dibini kazımaktadırlar. Tencere tamamen boşalınca başlayan muhabbet uyumludur, hep aynı şeyi konuşurlar:
 
“Kıymanın kilosu kaç para sen biliyor musun?”
 
Koyunlar arasındaki garip uyumun sebebi de hepsinin aynı otu yemesindendir. Koyunlar arasına nifak sokmak istiyorsanız, yedi dağın yedi deli otunu getirin, her birini ayrı koyuna yedirin, sonra seyreyleyin; koyunlar tepişmeye başlar ve en az yedi farklı sorun çıkar aralarında.
 
Neyse ki çobanlarımız koyunlarımızı çayırda otlatıyorlar da müthiş bir uyum var koyunlarımız arasında.
 
 

Zafer Memet / Tiken

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.