Modern kentlerde varlığını sürdüren Osmanlı mimarisi
Modern Yunanistan’da şekillenen kültürel mirasın incelenmesi, yerel, Balkan, Doğu Akdeniz, Avrupa ve Avrasya ölçeğindeki gelişmeler açısından büyük önem taşıyor. Bu mirasın önemli bir bölümünü oluşturan Osmanlı mimarisinin pek çok örneği, özellikle dini yapılarla sınırlı kalmaksızın günümüz kentlerinde varlığını korumaya devam ediyor.
Yunanistan’daki Osmanlı mimarisinin araştırılması, korunması ve restorasyonuna yönelik çalışmaların yarım asrı aşan gelişimi, 30 Ekim Cuma akşamı Gümülcine Müzik Salonu’nda düzenlenen etkinlikle tanıtılan “Yunanistan’daki Osmanlı Anıtları Yeniden Değerlendiriliyor: Machiel Kiel’in Anısına İthaf” adlı kitapta ele alınıyor.
Balkanlar’da Osmanlı’nın izini süren, Osmanlı mimarisi, sanatı ve sosyokültürel tarihi üzerine uzmanlaşmış dünyaca ünlü Hollandalı sanat tarihi profesörü ve araştırmacı Machiel Kiel, 1970 yılında Balkan Studies dergisinde yayımlanan Osmanlı dönemi Selanik’i konulu ilk makalesinden itibaren, bu alanda 55 yıl boyunca kapsamlı ve öncü araştırmalar yürüttü. Kiel’in son yayını hazırlanırken hayatını kaybettiği belirtilen kitap, içerdiği bilimsel çalışmalarla Osmanlı mimarisine geniş bir perspektif sunmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, Kiel’in kendi araştırmalarının kapsamlı niteliğini de yansıtıyor.
Kitapta mimarlık, arkeoloji, tarih, sanat tarihi ile sosyal ve tarihsel antropoloji alanlarında 62 yazarın kaleme aldığı 51 çalışma yer alıyor. Toplam 791 sayfadan oluşan eserde siyah-beyaz ve renkli 559 fotoğraf, görsel ve çizim bulunuyor. Giriş bölümünün ardından, Machiel Kiel’in bibliyografyasına yer veriliyor. Kitapta yer alan makaleler; tarihsel arka plan, nimarlık tarihi, yapılar ve kentsel yapılanma, kentsel topografya ve planlar, kentler ve anıtsal yapı envanterleri, yenileme ve restorasyon çalışmaları, sanat ve maddi kültür, sosyal ve tarihsel antropoloji ile din ve toplumsal öncelikler tematik başlıkları altında toplanıyor.
Machiel Kiel’in bilimsel katkısı
Kitabın bilimsel editörlüğünü Pashalis Androudis, Aikaterini Markou ve Dimitris Loupis üstlendi. Editörlerden ikisi, 30 Ekim Cuma günü Gümülcine Müzik Salonu’nda düzenlenen tanıtım etkinliğine katıldı. Etkinlikte ayrıca, kitaba araştırmasıyla katkıda bulunan Sofia Akrivopoulou da yer aldı. Konuşmacılar, Osmanlı anıtları üzerine yapılan araştırmaların mevcut durumunu ve geleceğini değerlendirdi.
Dimitris Loupis, kitabın başlangıçta Machiel Kiel onuruna düzenlenen uluslararası bir bilimsel konferansın ürünü olduğunu belirtti. Loupis, Balkanlar ağırlıklı olmak üzere Osmanlı dönemi tarihi üzerine çalışan Kiel’in, meslek hayatı boyunca Balkan ülkelerinin tamamını gezdiğini ve bu ülkelerdeki Osmanlı anıtlarını kayıt altına aldığını ifade etti.

Kiel’in Balkan kentlerinin Osmanlı dönemindeki tarihini, anıtları üzerinden incelemeyi amaçladığını vurgulayan Loupis, araştırmacının bu çalışmalarında Osmanlı vergi kayıtlarından da yararlandığını dile getirdi.
Loupis’in aktardığına göre Kiel, bahsi geçen kaynaklar aracılığıyla Osmanlı kentlerinin oluşum ve gelişim süreçlerini ortaya koymaya çalıştı. Balkanlar’daki araştırma gezilerine 1960’lı yılların sonlarında başlayan tarihçinin ilk makalesi, Balkan Yarımadası Araştırmaları Enstitüsü tarafından Selanik’te yayımlanan Balkan Studies dergisinde yer aldı. Selanik’teki Osmanlı anıtlarını konu alan bu ilk çalışmanın ardından Kiel, Yunanistan üzerine son makalesini 2022 yılında yayımladı. Söz konusu çalışma, Tesprotya bölgesindeki Margariti’de bulunan Osmanlı anıtlarını ele alıyordu.
Son 50 yılda Osmanlı anıtlarına bakış değişti
Yayımlanan kitap, Yunanistan’daki Osmanlı anıtlarının mevcut durumunu, Arkeoloji Servisi gibi devlet kurumları veya bu yapıları kullanan diğer kuruluşlar tarafından restorasyon çalışmalarının yapılıp yapılmadığını ve Osmanlı dönemine ilişkin bilimsel araştırmaların ne ölçüde ilerlediğini ortaya koymayı amaçlıyor.
1970’li yıllarda Osmanlı anıtlarının büyük bölümü terk edilmiş durumdaydı. Benzer bir durum, Bizans dönemine ait bazı eserlerde de görülüyordu. Bunun temel nedenlerinden biri, tarihsel dönemler arasında Antik Çağ’ın daha önemli kabul edilmesi ve kültürel mirasın tanıtımında öncelikli olarak ele alınmasıydı.
Ancak günümüzde farklı kentlerde çok sayıda Osmanlı anıtının restore edildiği görülüyor. Yunan toplumunun Osmanlı geçmişine yönelik yaklaşımında da daha fazla kabul ve sahiplenme eğilimi dikkat çekiyor.


Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Dimitris Loupis, “Bu miras, yaşadığımız kentlere ait bir mirastır. Kentlerimiz her zaman çok güzel olmayabilir ancak hangi döneme ait olursa olsun tarihi anıtlar bu kentlerin süsleridir” ifadelerini kullandı.
Trakya’da Müslüman nüfusun yaşadığı kentlerde dini anıtların, ilgili topluluklar tarafından kullanılmaya devam ettiğini belirten Loupis, bunun yanı sıra çok sayıda sivil ve kamusal Osmanlı yapısının da bulunduğuna dikkat çekti.
Gümülcine’deki Eski Adliye Binası ve Eski Kışla (Taksiarhia) gibi yapılar, ihtiyaç duyulması üzerine Yunan devleti ve kurumlarının kullanımına geçmiş tarihi eserler arasında yer alıyor.
Osmanlı döneminden günümüze ulaşan mimari miras yalnızca dini yapılar ve anıtlarla da sınırlı değil. Köprüler, çeşmeler, bazı kentlerdeki hamamlar ve çoğunlukla kamu hizmetlerinde kullanılan çeşitli sivil yapılar da bu mirasın önemli parçalarını oluşturuyor.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
