Kostas Arvanitis: “Üretmeyen ülke varlığını sürdüremez”

“Radio Paratiritis 94 FM”e Avrupa’nın yeni gündemini değerlendiren Avrupa Solu Partisi (The Left) Başkan Yardımcısı, AB-Kanada ilişkileri, savunma sanayisine yöneliş, birincil sektörün desteklenmesi ve konut sorunu hakkında konuştu

Avrupa Solu Partisi (The Left) Başkan Yardımcısı ve Avrupa Parlamentosu Milletvekili Kostas Arvanitis, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Strasbourg’da açıkladığı yeni Avrupa gündemine ilişkin değerlendirmelerini “Radio Paratiritis 94 FM”de paylaştı.

Arvanitis ile gerçekleştirilen söyleşinin merkezinde, Kanada ile AB arasında yeni bir ilişki modeli oluşturulması önerisi, Avrupa’nın güvenlik ve savunma politikası, yapay zekâ, ekonomi, konut ve tarım sektörü ile birlikte Avrupa solundaki siyasi gelişmeler ve aşırı sağın güçlenmesi yer aldı.

Arvanitis, von der Leyen’in Kanada önerisinin kamuoyuna sunuluş biçimine eleştirel yaklaşırken, girişimin bazı Avrupa ve diplomatik çevrelerde dahi şaşkınlık yarattığını ve bu konuda gerekli hazırlıkların önceden yapılmadığını ifade etti.

Komisyon Başkanı’nın önerisi, Kanada ile AB arasında daha önce örneği bulunmayan bir “bağlantılı” ilişki biçiminin araştırılmasını öngörüyor. Ancak söz konusu öneri, mevcut durumda AB üyeliğine ilişkin yerleşik bir hukuki statüye karşılık gelmiyor.

Arvanitis, Avrupa Birliği’nin yalnızca Kanada ile değil, diğer ülkelerle de bağımsız ilişkiler geliştirebileceğini ve geliştirmesi gerektiğini savunurken, AB’nin Türkiye karşısındaki stratejisini ve uluslararası alanda nasıl bir rol üstlenmek istediğini de netleştirmesi gerektiğini dile getirdi.

Avrupa’nın küresel ölçekte istikrar ve barış gücü olabileceğini öne süren Arvanitis, Avrupa’nın bazı uluslararası gelişmeler karşısında ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarının peşinden sürüklenmek yerine daha bağımsız bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Venezuela ve İran gibi örnekler üzerinden değerlendirmelerde bulunan Arvanitis, bazı durumlarda Avrupa’nın “konuşmamayı” tercih ettiğini ima etti.

Arvanitis ayrıca, Avrupa’daki sağ siyasete yönelik eleştirilerde bulunarak, “Avrupa’daki sağın temel sorunu, bu liderlikleri destekleyen şirketlerin Amerikan çıkarlarının franchise’ları olması” ifadelerini kullandı.

“Askeri ekonomiyi oluşturuyorlar”

Arvanitis, von der Leyen’in Avrupa savunma sanayisinin güçlendirilmesine ilişkin açıklamalarına da sert eleştiriler yöneltti.

Avrupa Solu Partisi (The Left) Başkan Yardımcısı, Avrupa’yı, üretim modelini giderek askeri sanayiye doğru kaydırmak ve diğer üretim sektörlerinin güçlendirilmesine yeterince ağırlık vermemekle eleştirdi.

“Askeri ekonomiyi, ekonominin militarizasyonunu oluşturuyorlar. Burada çok büyük kârlar ve aşırı kârlar var, ancak bu herkes için değil” diyen Arvanitis, Avrupa’da giderek artan savunma harcamaları ve silahlanmanın sonunda nerede ve nasıl kullanılacağı konusunda da soru işaretleri bulunduğunu kaydetti.

“Üretmeyen ülke varlığını sürdüremez”

Arvanitis, Avrupa’daki ekonomik tartışmayı Yunanistan taşrası ve özellikle Rodop’un gerçekleriyle ilişkilendirdi.

Gümülcine gibi bir bölgenin, savaş sanayisinin geliştirilmesinden ziyade üretimin, konut imkânlarının ve gençlerin kendi bölgelerinde kalabilmesinin desteklenmesinden daha fazla yarar sağlayacağını söyleyen Arvanitis, konut konusunda teşviklerin artırılması gerektiğini vurgulayarak, insanların Gümülcine’de yaşamaya, aile kurmaya ve bölgede kalmaya devam edebilmesinin ancak bu şekilde mümkün olacağını ifade etti.

Bölgesel kalkınmanın demografik sorunla doğrudan bağlantılı olduğunun altını çizen Arvanitis, “Üretmeyen ülke varlığını sürdüremez” vurgusunu yaptı.

Arvanitis, Yunanistan’daki sağ ve aşırı sağın turizmi ekonomik kalkınmanın temel aracı olarak görmesini de eleştirdi. “Ekonominin yalnızca odalar ve garsonlarla kurulması mümkün değil. Elbette nüfusu da bu şekilde bölgede tutamazsınız” diyen Avrupa Solu Partisi (The Left) Başkan Yardımcısı, özellikle tarım, hayvancılık, gıda işleme ve katma değerli ürün üretiminin desteklenmesi gerektiğine işaret etti.

“Yunan üretimi çok daha güçlü olabilir”

Arvanitis, Yunanistan’ın şarap, zeytin, safran, peynir ve süt ürünleri gibi alanlarda çok daha güçlü bir işleme ve üretim kapasitesine sahip olabileceğini savundu. Ancak bu sektörlere yeterli yatırım yapılmadığını söyleyen Arvanitis, ülkenin üretim kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Bu noktada Yunanistan’daki siyasi ve ekonomik yapılanmaya ilişkin eleştirilerini sürdüren Arvanitis, “Belirli bir stratejileri var, çünkü Sayın Miçotakis’in ve bu sağ ‘örgütlenmenin’ sponsorları beş patron. Enerjiyi ellerinde tutuyorlar, deniz taşımacılığını ellerinde tutuyorlar; yani gemiler Ukrayna savaşında ve İsrail’le yaşanan savaşta kullanılmak üzere devreye girdi. Bir de kitleleri toplamak için elbette futbol var” ifadelerini kullandı.

Arvanitis’e göre sol siyasetin bu noktadaki rolü, söz konusu gelişmeleri kamuoyunun anlayabileceği bir dille anlatmak ve insanların siyasi ve ekonomik yapıların arka planını daha iyi kavramasını sağlamak.

Sözlerine daha sert bir ifadeyle devam eden Arvanitis, “İnsanların, ‘arınma kılıçlarıyla’ gelenlerin aslında rejimin öncü gücü olduğunu anlamasını sağlamak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yapay zekâ ve “malı kim götürecek?” sorusu

Söyleşinin önemli bir bölümü de yapay zekâya ayrılırken, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Arvanitis teknolojiye karşı olmadığının altını çizerek aksine yapay zekânın üretkenliği önemli ölçüde artırabileceğini ifade etti.

Ancak Arvanitis’e göre asıl soru farklı: “Malı kim götürecek?”

“Robot sayesinde daha fazla üretim, daha kaliteli üretim elde edebilirim. Dolayısıyla buna değer artışı ve aşırı zenginlik diyebileceğimiz bir sonuç da ortaya çıkar” diyen Arvanitis, önlerinde iki seçenek bulunduğunu kaydetti: Ek zenginliğin, istihdamdaki azalmayla birlikte işletmelerin elinde toplanması ya da bu zenginliğin “çalışma saatlerinin azaltılması, çalışanların ve toplumun gelirlerinin artırılması” için kullanılması.

Arvanitis, emeğin yüksek otomasyon ortamında dahi önemini vurgulamak için dikkat çekici bir örnek de verdi: “Bir masanın üzerine 1.000 euro koyarsanız, bu para kendi başına üretim yapmaz. İnsana da ihtiyaç vardır.”

“Solun önünde hâlâ uzun bir yol var”

Günümüzdeki siyasi tabloya ve özellikle Sol siyasetin durumuna değinen Arvanitis, yoğun bir parçalanmadan söz etti. Bu parçalanmayı siyasi sistemin genel işleyişiyle ilişkilendiren Arvanitis’e göre benzer gelişmeler yalnızca Sol veya Merkez ile sınırlı değil; Sağ siyasette de benzer bir tablo görülüyor.

“Miçotakis çok önemli bir şey başardı ve gerçekten şapka çıkarıyorum: bütün siyasi sistemi dağıttı” diyen Arvanitis, bununla birlikte Merkez’den Sol’a uzanan geniş siyasi alanın tek bir bütün olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti: “Merkez başka, Sol başka, Yeşiller başka, Liberaller başka, Sağ başka, Aşırı Sağ başka, Naziler başka. Bunların hepsi aynı değil.”

Arvanitis ayrıca, bugünkü siyasi ortamın belirleyici özelliklerinden birinin, kendi değerlendirmesine göre siyasi aktörler ve liderliklerde görülen “narsisizm” olduğunu dile getirdi: “Bugün siyasetin tamamını karakterize eden şey narsisizmdir. Her alanda. Narsist liderler, küçük liderler ve çeşitli siyasi aktörler görüyoruz.”

Sol siyasetin yeniden şekillenme ihtimaline ilişkin ise Arvanitis gelişmeleri önceden kesinleştirmekten kaçındı. Avrupa Solu Partisi (The Left) Başkan Yardımcısı’na göre asıl mesele, siyasi ve toplumsal koşulların mevcut liderliklerde değişiklik yaratacak veya farklı siyasi dengelerin oluşmasını sağlayacak kadar olgunlaşıp olgunlaşmadığı: “Koşulların liderlikleri değiştirmeye ya da vatandaşları liderlikleri değiştirmeye zorlayacak kadar olgunlaşıp olgunlaşmadığını görmek başka bir mesele. Bunu göreceğiz. Önümüzde hâlâ uzun bir yol var. Henüz yolun başındayız.”

Önümüzdeki siyasi yeniden yapılanmalarda seçim sürecinin belirleyici bir rol oynayacağını ileri süren Arvanitis, “Bence gelişmelerin katalizörü seçimler olacak” diyerek, seçim sonuçlarının hem parlamentodaki varlığını sürdürecek partileri hem de Meclis dışında kalacak siyasi oluşumları etkileyeceğini ifade etti.

“Siyaset sorumluluk üstlenmektir, meslek değildir”

Söyleşinin sonunda Arvanitis, aşırı sağın güçlenmesi ve vatandaşların siyasi sistemden duyduğu hayal kırıklığı üzerinde durdu. Siyasi aktörlerin sürekli bir partiden diğerine geçmesini ve siyasi görevlerin bir kariyer yolu gibi görülmesini eleştiren Arvanitis, bu durumların siyasetin itibar kaybetmesini daha da güçlendirdiğini savundu. “Bu, vatandaşlarda bir tiksinti yaratıyor” diyen Arvanitis, “Bu tiksintiden yalnızca faşist kazançlı çıkıyor ve aslında demokrasi darbe alıyor” yorumunda bulundu.

Avrupa Solu Partisi (The Left) Başkan Yardımcısı ve Avrupa Parlamentosu Milletvekili Arvanitis, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Ciddiyet gerekiyor. İlkelere karşı dürüstlük gerekiyor. Ve elbette siyasetin sorumluluk üstlenmek olduğunu anlamamız gerekiyor. Siyaset bir meslek değildir.”

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.