İki 29 Ocak ile “İsonomia-İsopolitia” Gerçeği -6-
29 Ocak’lar gerçeğini, bu bağlamda Yunan ve Türk yöneticilerinin hukuka ve hukukun üstünlüğü ilkesine saygısızlığın yol açtığı şiddet olaylarını gördükten sonra, şimdi, yıllardan beri 29 Ocak’ların “Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü” olarak anılmasının neden bir tiyatro olduğu sorusu üzerinde duralım.
Neden tiyatro sorusundan önce, bu tiyatroyu kimlerin niçin oynadıklarına bakalım.
Baş oyuncuları şöyle sıralayabiliriz:
-Seçilmiş Müftüler,
-“Bağımsız milletvekili” Ahmet Faikoğlu. Nedense son yıllarda tiyatro dışında bırakıldı.
-DEB Partisi Onursal Başkanı Işık Sadık Ahmet.
-DEB Partisi Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuş.
-Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Sami Toraman.
-ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu.
Her yılın 29 Ocak günü sahnelenen oyunun izleyici sayısı, ne ilginçtir ki, artacağı yerde giderek azalıyor. Buna rağmen adı geçen baş oyuncular bu tiyatroyu niçin oynuyorlar?
Sözkonusu oyuncuların ortak özelliği Türkiye tarafından maddi olarak desteklenmesidir. Onların hiçbiri; köylüler gibi tarlada, işçiler gibi fabrikada, esnaf ve zanaatkâlar gibi dükkânlarında, doktorlar gibi muayenehanelerinde, avukatlar gibi yazıhanelerinde, öğretmenler gibi okullarda, bölgede iş bulamayan işsizlerin Almanya’da gemilerde, Hollanda’da seralarda alınteriyle geçimlerini kazanmıyor.
Sami Toraman’ın maaşı 168/1960 sayılı yasa kapsamında ödeniyor.
Adı geçen diğerlerine verilen maddi destek hangi yasa kapsamında yapılıyor, bunu bilmiyorum.
Toraman dışındakiler için sırasıyla şunu düşünelim:
1. Seçilmiş Müftüler. Türk Hükümeti şöyle dese: Madem ki halk sizi müftü seçti, o halde maaşınızı ve müftülük masraflarını üstlensin. Bizden buraya kadar. Soruyorum: Seçilmiş Müftüler o makmalarda kaç gün oturabilirler?
2. DEB Partisi Onursal Başkanı konusunu ayrı bir yazıda ele alacağım.
3. DEB Partisi Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuş. Türk Hükümeti şöyle dese: Madem ki Yunan yasalarına göre siyasi parti kurdunuz, o halde masraflarınızı üye aidatlarıyla karşılayınız. Bizden buraya kadar. Soruyorum: Üye aidatları onca masrafı karşılamaya yeter mi?
4. ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu. Türk Hükümeti şöyle dese: Madem ki Alman yasalarına göre Federasyon kurdunuz, o halde Federasyon’un masraflarını üye Derneklerin aidatlarıyla ödeyiniz. Bizden buraya kadar. Soruyorum: 250 bin, 500 bin Avro’luk gelirler acaba hangi üye Derneklerin “bağışları” sayesinde karşılanır?
Oyuncuların tiyatroyu niçin oynadıklarını gördünüz mü?
Yazı dizisinin başından beri dile getirilen belgesel bilgiler ışığında 29 Ocak’ların “Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü” olarak anılmasının neden bir tiyatro olduğunu şöyle bir soru sorarak yanıtlayayım:
Sözü edilen oyuncuların bugüne kadar günlük gazete işi için neden kolları sıvamadıklarını hiç düşündünüz mü?
Sıvamadılar, sıvayamazlar. Çünkü günlük gazete emek istiyor, çalışmayı, kafa yormayı, terlemeyi gerektiriyor. Salla başını al maaşını keyfini sürmek varken…
Öğretmenlere, seçilmiş Müftülüklere, Azınlığın Avrupa’daki Federasyonu’na, DEB partisine, rahmetli Sadık Ahmet’in ailesine, bazı gazete ve dergilere Türkiye tarafından yapılmakta olan yardımların toplam tutarının milyonlarca Avro olduğu söyleniyor.
Türkiye’nin 1923’ten beri Azınlığa yapmakta olduğu yardımların özünde daima iyiniyetli olduğu görüşündeyim. Fakat burada şunu düşünmeden edemiyorum:
Türkiye’nin Azınlığa yapmakta olduğu yardımlar bazı Türk yöneticilerinin maaşlarından kesintiler ile finanse edilse, buna kimsenin söyleyeceği sözü olmaz. Ancak yardımlar Türk milletinin vergilerinden toplanan paralardan yapılıyorsa, bu noktada sorulması gereken soru şudur:
Yardımlar yerli yerinde kullanılmakta mıdr?
Bu konuda ilgili yetkililer gereken araştırmayı yapmakta mıdırlar?
Doğaldır ki, bu soruları biz yanıtlayamayız. Bizim gözlemlediğimiz gerçek şu:
Bunca yardıma rağmen yardım görenler günlük gazete için kurumsallaşma yönünde kılını kıpırdatmıyorlar. Bu durum, yardımların dağıtım ve kullanımında adaletin olmadığını gösteriyor. Azınlığın çok geniş bir kesimi bu adaletsizliği görürüyor, bunun en kısa zamanda düzeltilmesini bekliyor.
Günlük gazete neden gereklidir ve önemlidir.?
Önce gereklilik nedenlerini şöyle özetleyeyim:
Birincisi: Mustafa Kemal 1922’de şöyle diyor: “Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.” Özetle, basın mekteptir.
İkincisi: Osman Nuri, 16 Temmuz 1951 tarihli gazetesi TRAKYA’da, “bizden pek çok küçük ekaliyetler gündelik gazete yaşatabiliyorlar”, “Yunanistan’da adetleri pek az olan Ermenilerin bile bu hususta bize üstün olmaları utanılacak bir hâldir.” acı gerçeğini dile getirmiş. Aradan 66 yıl geçti. Günlük ğazete konusunda hâlâ daha utanılacak hâldeyiz.
Üçüncüsü: Azınlığın sosyo-ekonomik, eğitimsel ve kültürel durumundaki olumlu gelişim ve değişim.
Dördüncüsü: Günlük gazete çıkarmak konusunda “İsonomia-İsopolitia” gereği Yunan yönetimi tarafından ne yasal ne de yönetimsel hiçbir engel yok.
Gereklilik nedenleri ışığında günlük gazete mektebi şunun için önemlidir. Çünkü Türkçe günlük gazete mektebi; milliyetine, dinine, uyruğuna, haklarına saygı duyulan, çağdaş, uygar, onurlu ve müreffeh (gönençli) bir Azınlık olarak yaşamak azminde olma irademizin somut göstergesi ve simgesidir.
Soruyorum: İsimleri sıralanan baş oyuncuların ülkemizin “isonomia-isopolitia” gerçeğinde böyle bir iradesi var mı yoksa güç ve yetenekleri sadece tiyatro oynamaya mı yetiyor?
Akla gelen bir başka soru şu:
Acaba Türkiye sözü edilen oyunculara tiyatro oynamaları için mi yardım ediyor?
Yarın bu konuyu, DEB Partisi Onursal Başkanı bağlamında irdeleyeceğim.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
