İhalelerin “dondurulması” Birleşik Tekstil (En.Klo.) için umutları canlandırdı
2015’in son gününde, Birleşik Tekstil (En. Klo.) meselesinde olumlu olduğu kadar sembolik bir gelişme yaşandı. Hükümet, bakanlar sn. Y. Dragasakis ve sn. A. Flamburaris’in şirketin eski çalışanlarına verdiği sözü tutarak, şirketin gayrımenkullerinin açık artırılmaya çıkarılmasının “dondurulması” için hukuki müdahaleye gitti. Daha net olarak, En.Klo.’nun her türlü taşınabilir ve gayrımenkulünün açık artırmaya çıkarılmasını 6 aylığına erteleyen bir Yasa Hükmünde Kararname imzalandı.
Çalışanlar için olumlu sonuç şu ki, şirketi yeniden çalıştırmaları için planladıkları projenin bir sonraki aşamasına geçmek için önemli bir zaman kazanmış bvulunuyorlar. Yine aynı şekilde bu gelişmenin önemli detaylarından biri de, hükümetin bu projeyi destekler yönde adım atması.
Şirketin eski çalışanlarının kazandığı bu küçük ama önemli muharebe sonrasında, Paratiritis tis Thrakis, En.Klo.’nun son Genel Müdürü sn. Yannis Musulidis’le konuştu, ki kendisi işçilerin son aylarda geliştirdiği işbirliği projesi üzerindeki fikir alışverişlerine de aktif olarak katılıyor. Sn. Musulidis, açık artırmaların “dondurulması” kararının önemine değinirken, geçtiğimiz dönemde günyüzü gören yeniden çalışma projesinin boyutlarını da anlattı…
«“Dondurma” kararı, bir sonraki aşamaya geçmek için zorunlu ve yeterli koşuldu»
P: Sn. Musulidis, Birleşik Tekstil’de açık artırmaların “dondurulması” vaadinin hayata geçmesi, çalışanlarda ne gibi beklentiler doğuruyor?
G.M.: Açık artırmaların “dondurulması”, basıp bir sonraki aşamaya, yani yeniden çalışmaya gidecek bir “basamak”tı aslında. Bu, Haziran sonlarından beri konuşmaya başladığımız bir talepti ve eğer siyasi gelişmeler olmasaydı, sanırım daha o zamandan bu işi “bitirmiş” olacaktık. Mesele şu ki mekanik donanım ve önemli mallar satılırken şirketin yeniden işletilmesinden söz edemeyiz. Bu karar, bir sonraki aşamaya geçmek için zorunlu ve yeterli koşuldu.
«6 aydan daha az bir sürede projeyi tamamlamış olabiliriz»
P: Pratik olarak, önerdiğiniz işletme modelinin gerçekleşmesi için gerekli adımların atılması için 6 aylık bir süre yeterli mi?
G.M.: 6 ay çok uzun bir zaman. Bizim tarafımızca, önerdiğimiz işletme modeli her tarafça incelendiğinden ve 8 aydır Sanayi Bakanlığı’yla görüştüğümüzden, sadece uzun bir zaman değil, ihtiyacımız olandan çok daha fazlası. Bize kalan ilk etapta hukuki düzenlemeler, ikinci etapta finansman şemasını düzenlemek olduğundan, sanırım 6 aydan daha kısa bir sürede bu projeyi yürürlüğe sokmuş oluruz.
«Tüm tarafların tavır alması ve elbette var olan tek öneriden yana tavır alması gerekiyor»
P: Önkoşul elbette bankaların tavır değiştirmesi veya daha iyisi projeye karşı ilk baştaki olumlu tavırlarına dönmeleri…
G.M.: Şu anda masa üzerinde belirli ve tek bir öneri var. Çalışanların önerisi. Bu öneri taleplerin bir kısmının tüm taraflarca kapitalizasyonunu ve kalan kısmının herkes için hizmetini içeriyor. Bu taleplerin karşılanması gayrımenkul verilmesiyle ve şirketin çalışmasından gelecek nakitlerin bir kısmının 2-3 yıllık bir zaman diliminde ödenmesiyle olacak. Şu anda masadaki tek proje bu. Başka bir içeriği olan ve tartışılabilecek bir proje yok.
O halde, şu anda bankalarca bir sözümona itirazdan söz ediyoruz –ki gerçekten de bazı itirazlar dile getirildi– ancak taraflarınca bir karşı önerileri yok. Kendi önerini sunmadığın halde, çalışanların sunduğu öneriyi eleştirmek kolay. Mesele, yani, bankaların itirazı değil, tüm tarafların tavır alması ve elbette var olan tek öneriden yana tavır almaları gerekiyor. Başka önerileri varsa, söylesinler. Kamu, 31 Aralık’taki tavrından da belli olduğu üzere, işçilerin önerisini destekliyor. Buradan öte bankalar da, öyle genel olarak “Bu hoşuma gitmiyor, başka türlü olmasını istiyordum” demek yerine, o “başka türlü”nün nasıl olduğunu söylemek zorunda. Ne o “başka türlü”? Hepsini kapatmak mı? Kimsenin çalışmaması mı? Tesisleri tuğla yerine satmak mı?
Burada En.Klo. meselesinden daha önemli bir şey var. Mesele önerimizin iyi veya kötü olduğu değil. Mesele önerilerin oluşması. Ve bu öneriler sadece tekstille ve En.Klo. ile alakalı değil, genel olarak sanayi politikasıyla alakalı. Bankacılık sistemi, belki de 5 yıldır kriz geçirdiğinden, ülkenin kalkınması ve bu kalkınmaya hangi araçlarla yöneleceğimiz yönünde net bir tavır almamış görünüyor.
«Yerel toplumların desteklemesi sadece etik olmamalı, herkesin yaratıcılığını geliştirmesi lazım»
P: Çalışanların mücadelesi yıllardır tutarlılıkla gelişiyor. Bu mücadelenin sonuna kadar, sanırım, yerel toplumları, temsilcileri vasıtasıyla, yanınızda görmek istiyorsunuz. Bu yönde beklentileriniz ne ve sizin bu çabanızı kucaklamaları yönünde mesajınız ne?
G.M.: Bu tarz hareketler, tüm yerel toplumların desteği ve dayanışması olmadan ayakta duramaz. Aksi halde mesleki işbirliği iddiası çöker. Neticede, proje kapsamında ikisi Komotini biri Nausa olmak üzere üç tesis çalışmaya başlayacak. Ancak şirketin daha 14 tesisi var. Yerel toplumlar şunu bilmeli ki bu 14 tesis, çalışanların önerileri doğrultusunda yeniden faaliyete geçerse –sadece tekstil alanında olması şart değil– kalkınmaya katkı sağlayacaklar. O halde yerel toplumlar bilmeli ki, değerlendirilebilir tesisler mevcut. Yerel toplumların desteği sadece etik olmamalı, herkesin yaratıcılığını geliştirmesi ve gayrımenkullerin kullanımıyla kamuya ve bankalara dönecek üretim fırsatını değerlendirerek yarını düşünmesi lazım. Böylelikle yerel toplumlar çok önemli ve onların temsilcilerinden, bölge idarelerinden, valiliklerinden, belediyelerinden sadece işçileri desteklemelerini değil, ancak bu gayrımenkullerin genel olarak bölgenin çıkarları için nasıl değerlendirilebileceği üzerine yaratıcı öneriler sunmaları bekliyoruz.
Bizim için elbette ki öncelikli olan şirketin tekstil fabrikası olarak çalışması, ancak başka her teklife karşı avantajımız, bu boş tesislerin başka üretim yatırımları için de değerlendirilebilmesi yönündeki tamamlanmış projemiz.
«Kesinlikle tekstile yabancı faaliyetler de olacaktır, çünkü gayrımenkuller oldukça çekici»
P: Tekstile yabancı faaliyetlerden de mi söz ediyoruz yani? Diğer birimlerle ilgili düşüncenizde ne var?
G.M.: Fikir aşamasında olan bazı şeyler var, ancak belirlenmeleri tartışmalardan sonra gelecek. Kesinlikle tekstile yabancı faaliyetler de olacaktır, çünkü gayrımenkuller oldukça çekici. Örneğin Nausa bölgesinde En.Klo.’nun tesisleri var ki turistik olarak değerlendirilebilir. Yine aynı şekilde Komotini’de FANKO’nun süper-çağdaş tesisleri var ki altyapı olarak Yunanistan’da eşi-benzeri yok. Bu, şu anda gündemimiz olmayan, birçok alanda değerlendirilebilir. Mesele şu ki müthiş tesis binaları ve gelişmiş biyolojik temizlik araçlarına sahip bir yapı, niçin hem tekstil hem de diğer faaliyetler için kullanılmasın? Ayrıca Aleksandrupoli’deki OTTO Evros tesisi 150 dönümlük ve limana çok yakın. Logistic uygulamalardan birçok şeye kadar kullanılabilir harika bir yapı. Kamu şimdiden diğer birimlerin değerlendirilmesi projeleri üzerinde çalışmakta ve onlardan önce davranmak istemem.
«En.Klo.’nun önerdiği işbirliği projesiyle, modern kooperatifçilik anlayışı içerisinden yeni model ekonomi dediğimiz şey ete-kemiğe bürünüyor»
P: Bu daha ilerideki bir zaman diliminde istişare edilecek bir konu, ama öz şu ki, önkoşul şirketin “hücresinin” yeniden çalışmaya başlaması…
G.M.: Aynen. Çünkü diğer tesislerin de değerlendirilebilmesi için şirketin iflasta olmaması lazım. Şirketin iflasta olmaması için de, bizim sunduğumuz gibi çalışabilir bir projeyle yeniden çalışmaya başlaması lazım. Yeniden çalışmasını nasıl mı sağlayacağız? Açık artırmaların durdurulmasıyla. Görüyoruz ki tüm adımlar, birbiri ardına, toplam bir tablonun oluşmasını sağlıyor.
Bu tabloya, daha önce gösterilmemiş, son derece önemli bir parça eklemek istiyorum. Bu da En.Klo.’nun önerdiği işbirliği projesi, ki içinde işçilerin sermeyeyi ellerinde tutacağı ve işbirliği işletmesinin yönetiminde yer alacağı kooperatifçilik anlayışını barındırıyor. Böylece modern kooperatifçilik anlayışı içerisinden yeni model ekonomi dediğimiz şey ete-kemiğe bürünüyor. Modern olarak, 500 insanın sadece ve sadece bazı talepleri olduğu ve 2050’ye kadar bunların gerçekleşmesi ümidiyle biraraya geldiği bir kooperatiften bahsetmiyoruz. İşletme projeleri sunan, yönetme yeteneği olan, faydalı işler yapabilme gücü olan, bir adım daha ileriye gidebilecek gücü olan insanların biraraya geldiği bir kooperatiften söz ediyoruz. O halde, bu yeni teklif, işçiler için yeni bir model sorumluluk teşkil ediyor ve “işçilerin paralarını yiyoruz”, “işçiler katılmamalı” gibi çığlıklarla ters düşüyor, ki bunları sadece muhalif tüketim ve hiçbir amacı olmayan çığlıklar olarak görüyorum. İşçilerin kendi kaderlerini kendi ellerine almasıyla kooperatifçiliğin amacı, sorumsuz bir şekilde, programsız ve uzmanlaşma olmadan olmayacak. En.Klo. meselesinin ön plana koyduğu proje bu.
«Böyle bir işbirliği şirketinin kooperatifleşmiş tedarikçileri tercih etmesi ilgi çekici olacaktır»
Böylelikle, bizler işbirliği şirketi ve işçilerin kooperatifleşmesini daha da ileriye götürmek istiyoruz. Böyle bir işbirliği şirketinin kooperatifleşmiş tedarikçileri tercih etmesi ilgi çekici olacaktır. Mesela başarılı dediğimiz bir “hücre”nin içinde nice benzerlerinin doğması. En.Klo., açıldıktan sonra, böyle girişimleri desteklemekle de yükümlü. Görkemli düşünceler gibi görünebilir ancak birkaç ay öncesine kadar En.Klo. fikri de görkemli gözüküyordu, ama gerçek oluyor.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
