Grigorios – Evaggelos Kalavros, Trakya Demokritos Üniversitesi öğretim görevlisi “Hristofyas’la Kıbrıs’ta yeni bir sayfa” “Hristofy

Güney Kıbrıs’ta Pazar günü yapılan başkanlık seçimlerinin galibi 62 yaşındaki Dimitris Hristofyas oldu. Gözlemciler Hristofyas’ın seçimini Kıbrıs için yeni bir sayfa olarak nitelendirdiler. AKEL Genel Sekreteri ilk kez başkanlık görevine seçildi, seçim yarışında kendisini siyasi güçlerden (AKEL, DİKO, EDEK, Çevreciler) oluşan bir ittifak destekledi ki bunların önümüzdeki beş yıl boyunca Kıbrıs’ın yönetiminde söz hakkına sahip olması bekleniyor.

Hristofyas, Pazar günü yapılan ikinci turda Demokratik Seferberlik Partisi’nin (DİSİ) desteklediği Yannis Kasulidis ile yarıştı. Hristofyas yarışı otuz bin oy farkla birinci sırada tamamladı. Hristofyas’ın aldığı %53,36’lık oy oranına karşılık Kasulidis oyların %46,64’ünü aldı. “Paratiritis”, Trakya Demokritos Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Grigorios – Evaggelos Kalavros ile Haristofyas’ın zaferi ve bu zaferin Kıbrıs sorununun çözümüne etkisi üzerine konuştu…

PTH.: Sayın Kalavros, AKEL Başkanı’nın Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanlığına seçilmesi sizce Kıbrıs için yeni bir sayfa anlamına geliyor mu?

G.K.: Bana göre AKEL Başkanı’nın, hem de farklı bir galibiyetle, Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanlığına seçilmesi, Kıbrıs için yeni bir sayfa anlamına gelmektedir. Bu noktada özellikle şunu vurgulamak istiyorum, sol bir parti başkanının ilk kez devlet başkanlığı görevini üstlenmesinin yanı sıra ki, bu devlet 27 üyeli Avrupa Birliği ailesinin bir parçasıdır, Hristofyas’ın seçilmesi aynı zamanda Kıbrıs sorununa yeni bir ufuk getirecektir. Kıbrıs sorunu 1974’te değil çok daha önceden ortaya çıktı. Kıbrıs sorunu Zürih ve Londra Antlaşmaları’nın imzalanmasından birkaç yıl sonra, dönemin Kıbrıs Başkanı Makarios’un, Anayasa’nın on noktasında değişiklik yapılması için başlattığı girişim başarısız olunca gün ışığına çıktı. Bugün varılan durumda altı çizilmesi gereken iki nokta olduğunu düşünüyorum. AKEL gibi bir Sol Parti demokratik ve sol güçler arasında ittifak kurmayı başarıyor ve bu partinin başkanı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Başkanlığını üstleniyor.

PTH.: Sol bir parti için bu başarı ne anlama geliyor?

G.K.: Bana göre şu anlama geliyor, bugün sol eğer iktidarda kalmak istiyorsa, o zaman Avrupa’ya yönelmelidir. Bunu özelliklle vurguluyorum çünkü AKEL, sol bir parti olmasına rağmen, bugünkü başkanın selefi Ezekia Papaioannu döneminde, Kıbrıs’ın ihtiyaçları doğrultusunda Avrupa perpektifli bir politika izlenmiştir. Kıbrıs’ta bağımsızlık girişimleri, Ada’nın İngilizlere kiralanması ve İngilizler tarafından ilhakı ile başlar. Kıbrıs bağımsızlık arayışına kendi kaderini tayin etme hakkını talep ederek başlamıştır. Bunu Zürih ve Londra Antlaşmaları ile başardı.

PTH.: Vurgulamak istediğiniz ikinci bir nokta hangisidir?

G.K.: 1989 ve 1990’dan sonra AKEL sol parti olarak ortodoks ve Stalinci söylemlerden uzaklaştı ve çokpartili demokrasi ilkelerini benimsedi, ki bunlar Avrupa sosyal demokrasinin temel ilkeleridir. Avrupa perspektifi ve Avrupa sosyal demokrasinin temel ilkeleri AKEL Partisi’nin, Kıbrıs siyaset sahnesinde önemli bir yere gelmesini ve diğer iki sol parti ile işbirliği yapmasını sağladı. Bu işbirliği eski başkan Tasos Papadopulos seçimleri kazanmasına neden oldu. Burada Papadopulos’un, önceki nesli, Kıbrıs sorununun çözümünde Makarios anlayışını temsil ettiğini vurgulamak istiyorum. Makarios anlayışına göre Zürih ve Londra Antlaşmaları bir tür uzlaşmaydı. 1964 olaylarından sonra takip eden müzakerelerde ve 1974’te Kıbrıs meselesi önemli bir konu olarak dünya gündemine geldiğinde, Tasos Papadopulos, Rum tarafının temsilciliğini yaptı. Bu kuşağın son temsilcisiydi, çok sıkı bir müzakereci, bir nevi soruna çözüm bulmak istemediğiniz zaman tayin ettiğiniz temsilcilerdendi. Bunun nedeni çok basit müzakereler sonucu gelecek bir çözüm bir tarafı tam anlamıyla tatmin etmeyecek, her halükarda uzlaşma unsurları içerecektir. Bunu Cenevre’de müzkerelerin birinci bölümünde yer alan Mavros anladı, ama Kıbrıs tarafı hiç bir zaman anlamadı.

Kısaca şunu vurgulamak istiyorum, 1990 yılından sonra Avrupa perspektifini ve Avrupa sosyal demokrasinin temel ilkelerini benimseyen ve kesinlikle ortodoks ve Stalinci söylemlerden uzaklaşan AKEL gerçek bir Avrupa sol partisi olmayı başardı ve Kıbrıs siyaset sahnesinde önemli bir yere geldi.

Hristofyas politikası ve Kıbrıs sorununun çözümü

PTH.: Hristofyas’ın seçimi Kıbrıs sorununa yeni bir ufuk getirecek mi?

G.K.: Hristofyas’ın seçimi Kıbrıs sorununa çözüm arama sürecine önemli etkileri olacaktır. Yeni Başkan Hristofyas kadar rakibi Kasulidis te Kıbrıs siyaset sahnesinin ılımlı kesimini temsil etmektedir. Her ikisi de çözümün ancak iki tarafın bazı çıkarlarının tatmin edilmesi ile sağlanacağına inananlardandır. Eski başkan Kleridis’in temsil ettiği tarafta yer alıyorlar. Bu nedenden dolayı buradan çıkan sonuç şu; evet Kıbrıs Rumlarının çoğu eski başkan Tasos Papadopulos’un göz yaşlarına inandı. Papadopulos göz yaşları içinde “devlet teslim aldım ve cemaat teslim etmeyeceğim” derken Yunanlıları etkilemek, mültecilerin hayal kırıklığından istifade etmek istedi. Zira mülteci meselesi Kıbrıs ve Filistin sorununun çözümü için çok önemli bir meseledir.

Yanlışların tekrar edilmesine hayır

PTH.: Çözüm tartışmaları yeniden gündeme gelecek mi?

G.K.: Benim bu noktada vurgulamak istediğim şu, kesinlikte geçmişte yapılan hataların tekrarlanmasına izin verilmemelidir. Kıbrıs Rumları bir kez daha aynı hataya düşmemeli, Genel Sekreter’in hakem rolü tanınmamalıdır. Hele hele de bugünkü Genel Sekreter Ban Ki Moon’un hakem olarak kabul edilmemesi lazım. Çünkü çok tecrübesi olmadığı gibi ve diplomatik yetenekleri hakkında fazla bilgimiz de yok.

PTH.: Bu şartlar altında Hristofyas’ı zor bir görev bekliyor. Bir taraftan çıkmaza giren Kıbrıs sorunu, diğer taraftan çözüm arayışları…

G.K. Şurası bir gerçek ki bugün varılan noktada sorunun çözülmesi geçmişe göre bir taraftan daha zor, diğer taraftan ise daha kolay. Bunu şu nedenden dolayı söylüyorum artık Kıbrıs sorununa daha esnek, uzlaşmacı bir çözüm bulunması için gereken koşullar olgunlaştı. Dünya sahnesinde cereyan eden gelişmeler, özellikle de Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesi mutlaka uluslararası ilişkileri etkileyen durumlardır. Bu bağlamda koşuların daha esnek, uzlaşmacı bir çözüm bulmak için artık daha olgun olduğunu savunuyorum, elbette garantör devletlerin de katılımıyla.

PTH.: Gelişmelerin bundan sonra hızlı seyredeceğine inanıyor musunuz?

G.K.: Hristofyas’ın ilk olarak bu konuyu ele alacağını düşünüyorum. Atina’ya gerçekleştirceği ziyaretten sonra ilk olarak New York’a giderek Genel Sekreter ile görüşecek ve başlatılacak bir çözüm sürecinde yer almaya hazır olduğunu ifade edecektir.

Türkiye’nin niyeti

PTH.: Sayın Kalavros, Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin talimatlarını harfiyen uyguluyorlar. Sizce karşı tarafın niyeti nedir?

G.K.: Türkiye, Avrupa Birliği’ne tam üye olmadığı sürece Kıbrıs Türklerine, Kıbrıs sorununu çözüme taşımalarına izin vermeyecektir. Avrupa Birliği’ne tam üye olana kadar Kıbrıs’ı elinde rehine olarak tutacaktır. Öte yandan Fransa ve Almanya, Türkiye’nin tam üyelik sürecine karşı olduklarını açıkladılar. Fakat bununla birlikte İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin tam üyeliğini desteklemektedir. Bölgemizde yaşanan uluslararası gelişmeler şu sonuca götürmektedir, Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası toplum tarafından tanınması onu Avrupa Birliği üyelik sürecinden uzaklaştıracak ve bu süreçte Türkiye ile birlikte yer almasına neden olacaktır. Türk askeri güçlerinin Ada’dan geri çekilmesi ile birlikte Kıbrıs Cumhuriyeti, Kuzey’de egemenliğini sağlayacak ve Avrupa Birliği’ne üyeliği mümkün olacaktır.

PTH.: Sayın Kalavros çok teşekkür ederim.

G.K.: Ben teşekkür ederim.

Söyleşi: A.P.

Çeviri: S.H.

26/02/2008 tarihli

“Paratiritis”te yayımlandı.

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.