Biraz utanmak göz çıkarmaz!
SOLKÖYLÜ
Böyle giderse, kısa bir süre sonra, SyRizAcılar için internette özel bir uygulama-test çıkaracaklar: “Ne kadar Karanikas’sın?”
Çünkü bir insanın memorandum yıllarının en kötü hükümeti olan bu hükümeti bolşevik hükümetiyle kıyaslaması için Karanikas olması lazım! (Veya aynı şekilde Çipras’ı Allende’yle kıyaslamak için.)
SyRizA’daki beyefendilere bolşeviklerin aldıkları ve başarıyla da uyguladıkları ilk kararları hatırlatalım mı?
– Bankalar devletleştirildi
– Tüm fabrikalar sovyetlerin* denetimine geçti
– Kiliselerin tüm mal varlıklarına el konuldu, banka hesaplarına da
– Ücretlere zam yapıldı
– Dış borç reddedildi
Uzun lafın kısası, her şeyden önce “silahlarını kendi burjuvazilerine çevirdiler”. Lenin kalkıp da Rus Sanayiciler’in kulaklarını okşamadı. Ne de Troçki papazları “yalamaya” koştu.
Ve belki size ilginç gelebilir ama, ülkelerinin liman ve havayollarını Kanadalı ve İngiliz devlet şirketlerine de peşkeş çekmediler!
“Ama o zaman devrim olmuştu”, diyor bazıları. Evet. Hem de karşıdevrimciler silahlandırılmıştı ve yerli ve yabancı sermaye güçlerince fonlanıyor, devrimi boğmaya çalışıyorlardı. Ama Lenin, dönemin Cimeros’larının Kremlin’i “basmasından” korkup da, halkın %62’sini satıp onlarla “uzlaşmadı”. Partilerinin artık sadece küçük bir sol köye değil, daha geniş kesimlere hitap ettiğini düşünmedi.
(Devrimin daha sonra nasıl ihanete uğradığı, başka konu.)
İşte bu yüzden, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük devrimine atıfta bulunmayı bırakın. Allende gibi mücadele etmiş ve ayakta/dik ölmüş devrimcilerin adlarını ağızlarınıza almayın.
Eğer illâ ki “büyük lider”inizi biriyle kıyaslamak sizin için bu kadar önemliyse, kendisini rahatlıkla Benito Mussolini’yle kıyaslayabilirsiniz. Nasılsa onun çağdaş ve neoliberal bir versiyonundan başka bir şey değil.
Ve bilin ki, çağdaş partizanların, “solköylüler”in, yaptıkları ve yapmaya devam ettikleri için kendisine (ve tayfasına) hesap soracağımız günler uzak değil.
Çünkü bir insanın memorandum yıllarının en kötü hükümeti olan bu hükümeti bolşevik hükümetiyle kıyaslaması için Karanikas olması lazım! (Veya aynı şekilde Çipras’ı Allende’yle kıyaslamak için.)
SyRizA’daki beyefendilere bolşeviklerin aldıkları ve başarıyla da uyguladıkları ilk kararları hatırlatalım mı?
– Bankalar devletleştirildi
– Tüm fabrikalar sovyetlerin* denetimine geçti
– Kiliselerin tüm mal varlıklarına el konuldu, banka hesaplarına da
– Ücretlere zam yapıldı
– Dış borç reddedildi
Uzun lafın kısası, her şeyden önce “silahlarını kendi burjuvazilerine çevirdiler”. Lenin kalkıp da Rus Sanayiciler’in kulaklarını okşamadı. Ne de Troçki papazları “yalamaya” koştu.
Ve belki size ilginç gelebilir ama, ülkelerinin liman ve havayollarını Kanadalı ve İngiliz devlet şirketlerine de peşkeş çekmediler!
“Ama o zaman devrim olmuştu”, diyor bazıları. Evet. Hem de karşıdevrimciler silahlandırılmıştı ve yerli ve yabancı sermaye güçlerince fonlanıyor, devrimi boğmaya çalışıyorlardı. Ama Lenin, dönemin Cimeros’larının Kremlin’i “basmasından” korkup da, halkın %62’sini satıp onlarla “uzlaşmadı”. Partilerinin artık sadece küçük bir sol köye değil, daha geniş kesimlere hitap ettiğini düşünmedi.
(Devrimin daha sonra nasıl ihanete uğradığı, başka konu.)
İşte bu yüzden, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük devrimine atıfta bulunmayı bırakın. Allende gibi mücadele etmiş ve ayakta/dik ölmüş devrimcilerin adlarını ağızlarınıza almayın.
Eğer illâ ki “büyük lider”inizi biriyle kıyaslamak sizin için bu kadar önemliyse, kendisini rahatlıkla Benito Mussolini’yle kıyaslayabilirsiniz. Nasılsa onun çağdaş ve neoliberal bir versiyonundan başka bir şey değil.
Ve bilin ki, çağdaş partizanların, “solköylüler”in, yaptıkları ve yapmaya devam ettikleri için kendisine (ve tayfasına) hesap soracağımız günler uzak değil.
Bilmediğiniz için vurgulamakta fayda var; sovyetler, işçi meclisleriydi. Lenin’in öğrencilik yıllarında votka içtiği arkadaşlarından oluşan ‘klik’i değildi.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
