Niçin ŞİMDİ gitmeleri lâzım?

Birçok kişi, “istila”dan ve “euro’nun postalı”ndan bahsettiğimiz için, bizleri “takıntılı” olarak görüyor. Geçenlerde bir dost, “Tamam da Mustafa, yazdıklarının büyük çoğunluğuna katılıyorum da, ülkeye ‘AB’nin en güzel sömürgesi’ demekten vazgeç” diyordu…
 
Haklı. Faiz dışı fazla paradan, kurumlardan, birleşik Avrupa – Halkların ortak evi’ne kadar… söz mü kalmamış tanımlamak için!
 
Bir diğeri, ironik olarak, “Ben seni antmilliyetçi olarak biliyordum, şimdi seni ulusal egemenlik hakkında konuşurken duymak ilgi çekici” diyordu.
 
O da haklı. Antimilliyetçi olarak benim çokuluslu şirketleri ve ülkeleri “muz cumhuriyetleri”ne çeviren TTIP gibi anlaşmaları desteklemem gerek!
 
Bu sözümona “solcular”, “demokratlar”, “antimilliyetçiler” bize parmak sallıyor, antimilliyetçilik dersi veriyor, alay ediyor veya bazen… 20. yy’da kalmış en kötü stalinistler olduğumuzu söyleyerek küfür ediyorlar.
 
Ve diyelim ki, tüm bu beyefendiler haklı!
Ama bu noktada kendilerine sormak istiyorum:
– En önemli limanını Çin devlet şirketine, havayollarını Alman devlet şirketlerine peşkeş çeken bir ülke, bağımsız, egemen olarak adlandırılabilir mi?
– Ülkenin hükûmeti, İerisos’ta “Ellinikos Hrisos” şirketine çalışma izni verirken, ki bu orada doğanın ve turizmin yok edilmesi demek, vatandaşlarına ve toprağına saygılı bir ülkeden söz edebilir miyiz?
– Yunan Şeker Fabrikası bankalara “servis” edilirken ve bunun neticesinde binlerce çalışan –ve nice pancar üreticisi– işsiz kalacak ve (en iyi ihtimalle) yurtdışının yolunu tutacakken ve ülke şekeri dışarıdan ithal edecekken, demokrasiden ve ulusal üretimden söz edebilir miyiz?
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ve tüm bunlar, memorandumlarla, hükûmetlerin -özellikle- son altı yıldır uyguladığı politikalarla, euro’yla alakalı.
Ve bugün biz, tüm bu politikaları Sol adına uygulayan mevcut hükûmet gitmeli, hem de katran ve tüye bulanmış şekilde gitmeli derken, ciddiyiz.
Ama Çipras hükûmetinin gitmesi yeterli değil. Gelecek olan Miçotakis farklı bir politika izlemeyecek. Programları ortak: Üçüncü memorandum (ve diğer ikisi). Unutmayalım ki, geçen yaz üçüncü memorandum meclise gelip Sol Platform oy vermeyince, SyRizA-AnEl hükûmeti meclis çoğunluğunu kaybetmişti ve eğer ND-PaSoK-Potami oy vermeseler, seçimlere üçüncü memorandum oylanmamış şekilde gidecektik. Ama oylamak için kudurdular adeta. O yüzden, şimdi hep birlikte gitmeleri lâzım! Tüm memorandumcu blok!
 
Ve ŞİMDİ gitmeleri lâzım.
Elde avuçta son kalanları da peşkeş çekip ve ülkenin tüm üretim güçlerini ve zenginliklerini tamamen yok etmeden.
 
İhtiyacımız olan –acilen– bir Sol iktidar, ki bu felaketi durdursun ve bu çöküşe bir son versin. Memorandumları sonlandırsın, kreditörlere ödemeleri durdursun, peşkeş çekilen ne varsa (limanlar, havaalanları vs.) yeniden devletleştirsin, Yunanistan Merkez Bankası’nı devletleştirip AMB’nın şubesi olmaktan çıkarsın, ülkeyi ulusal birimine döndürsün.
Bu da yeniden üretime geçmek, ürünlerimizi kendimiz üretmemiz (yani limonu bile Arjantin’den ithal etmek değil) ve emeğimizin karşılığını almamız, kapalı fabrikaların işçi denetimiyle açılması, işsizliğin “başının ezilmesi” demek.
 
Bu egemenliğimizi yeniden kazanmamız, eğitim ve sağlığın kamusal, ücretsiz ve kaliteli olması (yani okulların öğretmensiz, hastanelerin doktorsuz-personelsiz olması değil) demek.
 

Biliyoruz, tüm bunlar bir günden diğerine olacak kolay işler değil. Ancak bu köklü değişimi yapmakta ne kadar gecikirsek, ülkenin yeniden kurulması o kadar zaman alacak. İşte tam da bu yüzden diyoruz ki, ŞİMDİ gitmeliler. Bu Paskalya yortusunda halkımızın Dirilişi ve Çipras ve benzeri memorandumcuların hak ettikleri yere, tarihin çöp sepetine gitmesi için, hep birlikte mücadele edelim!

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.