Devletin devamı bu işte, gerizekâlı!
Salı gecesi yatmadan önce, ertesi sabah uyandığımda Yannis Muzalas’ın artık hükûmette olmayacağından emindim…
NATO hakkında vs. söylediği saçmalıklardan dolayı değil, ne de bunca zaman makamındaki faaliyetlerinden dolayı… ancak, FYROM’dan değil de Makedonya Cumhuriyeti’nden bahsettiği için.
Bu, devletin devamlılığını “tehdit eden” en büyük suçlardan biri ve hepimiz bunu biliyoruz.
İşin komik yani, Muzalas’ın kendisi de aynı röportajda (ulus-burjuva) devletin devamlılığını savunuyor, kendisine yöneltilen “Nasıl oluyor da Sol bir hükûmet insanları mülteciler ve yasadışı göçmenler diye ikiye ayırabiliyor?” sorusuna “İdeoloji başka, devlet başka. Devletin yasaları var ve bu doğrultuda hareket ediyoruz” diye cevap veriyordu.
Eh, devletin –yazılı olmayan– yasalarına göre, komşu ülkeye Makedonya Cumhuriyeti diyemezsin. “Üsküp” diyeceksin veya “FYROM”.
Devletin –yazılı olmayan– yasalarına göre, komşu ülkede yaşayan insanlara “Makedon” demeyeceksin. “Üsküplü” diyeceksin ya da –en kötü durumda– “Slav Makedonlar” (ki bundan dahi kaçınmanı öneririm).
Devletin –yazılı olmayan– yasalarına göre, kendini Makedon olarak tanımlayan komşu ülkenin Yunanistan’daki “ajan”larına “Slavca Konuşan Yunanlılar” diyeceksin veye “Üsküp Çingeneleri”.
Aksi halde, Bakanlığı kaybedersin.
Çünkü bunlar ülkeye memorandumlar getirip milyonlarca insanı işsizliğe ve İş ve İşçi Bulma Merkezi (OAED) kuyruklarında beklemeye sevketmekten çok daha büyük suçlar.
Çünkü bunlar, çitler dikerek –veya onlararı yıkmayarak– aralarında kadın ve çocukların da olduğu yüzlerce masum canı ölüme göndermekten çok daha büyük suçlar.
Çünkü bunlar, binlerce genci iş bulup çalışmak için Almanya-Hollanda-Britanya’nın yolunu tutmaya zorlamaktan çok daha büyük suçlar.
Çünkü bunlar kamu sermayesini Alman (veya Çin) devlet şirketlerine peşkeş çekmekten çok daha büyük suçlar.
“İdeoloji başka, devlet başka” yani, Avrupa Birliği’nin en güzel sömürgesinde.
Devlet, çürümüş bir idealizm ve milliyetçilik üretip çoğaltmalı ve bunu yoksullukla, demokrasi imhasıyla, vergi talanıyla işkence ettiği vatandaşlarına “afyon” olarak sunmalı.
Hükûmette aşırı sağcı Samaras olmuş, “solcu” Çipras olmuş hiç önemi yok.
Ve işin trajik yanı, devletin, hükûmetin ve egemen sınıfın (ki şu anda yüzlerce şirket komşu ülkeye gitti – ve resmî kayıtlarda mekânları Makedonya Cumhuriyeti olarak kayıtlı) sunduğu bu milliyetçiliği yiyenler onların “kurbanları”: Yoksul halk katmanları, işsizler, güvencesiz işlerde çalışanlar ve tabii… bazı solcular.
Tekrar söyleyeyim: Bu devlet yapısının “taş taş üstünde kalmayacak şekilde” (bundan 100 yıl önce bilge bir Rus’un da dediği gibi) yıkılması ve ülkemizi yeniden inşa etmemiz lâzım. Bağımsız, demokratik, insan haklarına saygılı bir ülke kurmamız lâzım. Avrupa’da (AB’yi kastetmiyorum elbette) demokrasinin ve özgürlüklerin kalesini oluşturacak bir ülke…
Çünkü devletin devamı –mevcut yapısıyla– yoksulluk, memorandumlar, sefalet, ırkçılık, milliyetçilik, baskı, doğanın talanı, her yerde düşman görme paranoyaklığı ve sermayenin “cuntası” demek.
Ve bu yapının yıkılması için, solun cesaretle, radikal bir şekilde, popülizm ve “yurtseverlik edebiyatı” yapmadan, açık yüreklilikle ve açıksözlülükle, devletin devamlılığının halk katmanlarına değil sömürücülere yaradığını ve artık ekmek ve gül için mücadelenin vaktinin geldiğini anlatarak bunu üstlenmesi lâzım.
Bizden sonraki nesillere borcumuz bu.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
