Yurtseverlik: Çipras’ın bekçilerinin… son sığınağı!

“Büyük Lider”, hükûmetinin sol omadığını kabûl etti… ve “yurtsever” bir hükûmet olduğunu söyledi!
Bu, hükûmetin “veda etmeye” hazır olduğunun en açık mesajı…
Bu sahneyi tarihte çok defa gördük; başka ülkelerde de, ülkemizde de.
Samuel Johnson, “yurtseverlik sahtekârların son sığınağı” diyordu.
Yani, oyunun sona erdiğini anladıkları anda, son kartlarını oynuyorlar: “yurtseverlik kartını”.
Çünkü, malumunuz, genel olarak dünyada, ancak özellikle ülkemizde ve özellikle bölgemizde en güçlü iki afyon din ve yurtseverlik/milliyetçilik – yani iki topluma bir tarafta Stilyanidis’in, diğer tarafta İlhan Ahmet’in sundukları (şimdi yeniden aynı partide de buluşacaklar ya, ilimiz masmavi olacak).
Ancak memoradandumcu “kuşak”taki bu beyefendilerin “yurtseverliği”, toplumumuzun kabûl ettiği bir “yurtseverlik”, yani EAM-ELAS’ınki gibisi değil. Ne başkaldırmadan yana, ne kurtuluştan. Tam aksine: Kendi ülkesindeki yurttaşlarına “efelenen”, kreditörlere boyun eğen bir “yurtseverlik”.
Soruyorum:
Bir hükûmet, ülkenin limanlarını, havayollarını ve tüm kamu sermayesini özelleştirmelerle peşkeş çekerken, nasıl yurtsever sayılabilir?
Bir hükûmet, devlet kasalarını boşaltıp kamusal sermayeden milyarları özel bankaların rekapitülizasyonu için bağışlarken, nasıl yurtsever sayılabilir?
Bir hükûmet, yurttaşlarının maaş ve emekli maaşlarından kestiği paraları, yasdışı, utanç verici ve külfetli borcun sonsuz çukuruna atarken nasıl yurtsever sayılabilir?
Bir hükûmet, getirdiği sosyal sigortalar yasası ucubesi ile ülkenin en büyük üretim güçlerini (çiftçiler, hayvan besicileri, balıkçılar) öldürürken, nasıl yurtsever sayılabilir?
Bir hükûmet, ülkenin tüm orta halli ve küçük işletmelerini vergi talanıyla “boğarken” ve onları “kilit vurmaya” zorlarken, nasıl yurtsever sayılabilir?
Bir hükûmet, ülkenin tüm gençleri ve genç bilim adamlarını işsizlik içerisinde “çürütüp”, Almanya-Hollanda-İngiltire yolunu tutmaya zorlarken, nasıl yurtsever sayılabilir?
Tüm bunlara, hükûmetteki efendiler… ülkeyi bu hale kendilerinin değil, bunca yıldır ülkeyi yönetmiş olan eski rejimin getirdiğini söyleyerek cevap veriyorlar.
Diğer yandan, anamuhalefetteki efendiler ise, daha doğru-düzgün bir özelleştirme bile yapamayan hükûmetin suçlu olduğunu iddia ediyorlar: “Neden adaları da satmayalım?”
Maskeler düştü!
Halk, artık, hükûmetteki efendiler, memlekete getirdiğiniz imha edici 3. memorandumu affedip, “40 yıldır başkaları yönetiyordu” diye başladığınız o “masal”ı yemiyor; ne de hükûmete gelmek ve emekli maaşlarını kesip adaları peşkeş çekmek için “kuduran” Kiryako’nun “masallar”ını yiyor. Üstüne ne kadar “yurtseverlik” sosu ekleseniz de…
Ve sizi, tüm memorandumcu bloku, hak ettiğiniz yere gönderecek: Tarihin zaman dolabına!
 

* Μustafa Çolak şair, gazeteci, tercüman.

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.