Biyolojik hayvan besiciliği Rodop’un kapısını çalıyor
Biyolojik hayvan besiciliği, son yıllarda Avrupa Birliği’nde epey gelişirken, ülkemizde ağır adımlarla ilerlemekte; ki biyolojik hayvan besiciliği yapanların sayısı, bu dönemde, 1.000 ile 2.000 arasında hesaplanıyor. En çok biyolojik besicilik birimlerine ise, Drama, Serez ve Halkidiki gibi Kuzey Yunanistan bölgelerinde rastlanıyor.
Sn. Kiriakos Palasidis, Aristotelio Üniversitesi ziraatçisi ve “BİOELLAS” biyolojik ürünler onay Enstitüsü genel müdürü, “Doğu Makedonya-Trakya Ulusal Parkı’nda hayvan besiciliği” konulu toplantıdaki konuşmasında, bölgemizdeki üreticilere biyolojik hayvan besiciliğini tanıtmaya çalıştı. Sn. Palasidis, bir hayvan biriminin biyolojik olarak tanınması için gerekli olan yöntemleri anlatırken, süt olsun, et olsun, ürünlerde biyolojik onayı olması durumunda bunun artı değere etkisine de değindi.
Kiriakos Palasidis «Tüketici için sağlıklı, çevreye daha dost bir ürün üretiyorsunuz ve bu ürünün son fiyatında artı değer olarak size geri dönüyor»
Bir hayvan besicisinin ürününü biyolojik olarak tescil etmesi için temel şart biyolojik hayvan yemleri kullanması, yani gübre ve tarım ilaçları içermeyen yemler kullanması. “Bu şekilde tüketici için sağlıklı, çevreye daha dost bir ürün üretiyorsunuz ve bu, ürünün son fiyatında artı değer olarak size geri dönüyor”. “İlaçlar yasaklanmıyor” diyor sn. Palasidis, “ancak daima veterinerin yönlendirmesiyle oluyor ve gereksiz tedaviler verilmiyor. Geleneksel hayvan besiciliğinde hayvan besicisi yemin içine önlem olarak antibiyotik koyabilir, ancak biyolojik hayven besiciliğinde bu imkansız. İlaçlar sadece hasta olan hayvanlara verilmekte ve kesilmeleri veya sütünün alınması için bekleme süresi geleneksel besiciliğe kıyasla iki misline çıkıyor ki, ilaç ürünün son şeklinde olmasın”.
Özellikle satın alınan yem kullanan hayvan besicileri için, ekonomik yük
Bir hayvan besleme biriminin gelenekselden biyolojiğe geçmesi belli bir miktara tekabül ediyor. Bu, sn. Palasidis’e göre birimin hayvan yemlerinde ne kadar kendini idare edebildiğine bağlı; “Bir besici eğer başak, buğday gibi yemleri kendisi üretiyorsa, az miktardaki onay masrafı dışında, ekstra bir masrafa maruz kalmıyor. Satın alınan yem kullanan hayvan besicileri için ise %10-20 arasında bir maddi yük söz konusu”.
Biyolojik hayvan besiciliğiyle uğraşmak, çabaya değer
Buna karşılık, biyolojik olduğuna dair onay, artı değerde süt fiyatlarında %20, et fiyatlarında ise %50’ye varan oranlarda artıyor. Bu da, özellikle de sütün, gerek yerel, gerekse Avrupa bazında; ayrıca Amerika ve üçüncü dünya ülkeri bazında yoğun talep görmesinden kaynaklanıyor. Ülkemizde, yaşadığımız tüm bu ekonomik krize rağmen, biyolojik ürünlere talep sürüyor, sn. Palasidis’e göre. Bu sebeple, kendisi, biyolojik besiciliğe yönelmenin çabaya değer olduğunu söylüyor. Özellikle de peynir (feta) için kullanılan koyun sütü üreticilerinin, ki bu ürün Yunanistan’da ve yurtdışında büyük talep görüyor. Biyolojik et içinse, Yunanlı tüketiciyi “kazanmak” için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu vurguluyor, yurtdışında bu ürüne büyük ilgi olduğunu söyleyerek.
Trakya’da biyolojik besiciliğin gelişmesi için toprak verimli
Son olarak, sn. Palasidis, Trakya’da biyolojik besiciliğin gelişmesi için toprağın elverişli olduğunu, özellikle de Evros bölgesinde çoğu kendi yemlerini kendileri üreten besicilerin ağır üretim yükü olmayacağını söyledi.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
