Uluslararası «Kültürler arası din eğitimi ve İslam dersleri – Yunanistan’da ve Avrupa’da Sorunlar ve Beklentiler» Bilimsel Kongresi son derece başarılıydı
“Kültürler arası din eğitimi ve İslam dersleri – Yunanistan’da ve Avrupa’da Sorunlar ve Beklentiler” başlıklı uluslararası bilimsel kongre, 10-11 Eylül tarihlerinde, Kavala’nın İmaret otelinde başarıyla gerçekleşti. Kongre, Thessaloniki Aristotelio Üniversitesi’nin (TAÜ) Teoloji Bölümü’nün İlahiyat Fakültesi’nin himayesi altında, Avrupa Sosyal Kasası ile Araştırma ve Dinişleri Bakanlığı’nın ortak fonları ve Mohammad Ali Araştırma Merkezi’nin (ΜΟΗΑ Research Center) ev sahipliğiyle gerçekleşti.
Bu uluslararası kongrede, “Din, Dinsel Farklılıklar ve Kültürlerarası Eğitim konularında Trakya İlahiyatçıları ve Vaizlerini Ömür Boyu Eğitim Programı”nın sonuçları, gerek eğitmenleri gerekse öğrencileri tarafından açıklanırken; kongre esnasında yurtdışından saygın profesörler bugün dinlerarası ve islami akademilerdeki eğitim politikaları hakkında önemli bilgiler sundular.
Marios Kukunaras-Liagis, Aggelos Vallianatos «Trakya için özel hazırlanmış analitik bir din dersi programına ihtiyaç var»
Özellikle kongrenin 1. günü gerçekleşen konuşmalarında sn. Marios Kukunaras-Liagis ve sn. Aggelos Vallianatos, Trakya’daki din ve çokkültürlü eğitim hakkında tecrübelerinden önemli örnekler sundular; din ve eğitimin ilişkisi ve bunların çokkültürlülük boyutu almasına değinip, yürüttükleri eğitim teorisi çerçevelerini, kaydettikleri aşamaları ve Trakya için özel hazırlanmış analitik bir din dersi programı ihtiyacı üzerinde durdular, “Din bilgisi, yaşam duruşunda genel bir değişim getiriyor” diyerek.
Profesörler Anna Kolçiu ve Dimitrios Nikitas’tan elektronik platformda teolojik tanımların yer aldığı bir sözlük kurulması önerisi
Sn. Anna Kolçiu ve sn. Dimitrios Nikitas ise, programın teolojik tanımların Yunanca’da öğretimi ve özellikle de karşılığındaki/çevirideki sonuçları, bu tanımları anlayabilme ve karşılığını verebilme sorunu üzerinde durdular; dilin din dersiyle ilgili bağlantısının zorunluluğuna dikkat çekerek ve eğitimcilerin ve öğrencilerin dilsel alanda özgüven hissetmesi gerektiğini, dil ve bilgi bağlantısının güçlenmesi ihtiyacına dikkat çektiler.
İki konuşmacı, Müslümanların Kutsal Kitap’ı Kur’an’ın ve İslam’ın diğer kursal metinlerinin Yunanca’ya çevrilmesi ihtiyacının altını çizerek, elektronik platformda teolojik tanımların yer aldığı bir sözlük kurulması önerisinde bulundular; internetin bilgi ulaşımını her yere taşıdığını söyleyerek.
Cihad Halil – Yaşar Damatoğlu «Din, daha güzel bir dünyanın kurulması için ve birlikte yaşamanın güçlendirilmesi için bir zenginlik»
İslam Teolojisi doktorları sn. Cihat Halil ve sn. Yaşar Damatoğlu ise, İslam’ın Trakya’daki devlet okullarında öğretilmesinin ilk iki yıl içerisinde getirdiği sonuçları anlattılar. Konuşmacılardan ilki, programın başında kursiyerlerin kendisine mesafeli davrandığını, bu mesafelerin zamanla kalktığını, Kutsal Metinler ve Kur’an’ın yazıldığı dilden farklı bir dilde tanıtmanın zorluklarını referans vererek anlattı, ayrıca İlahiyatçı ve Vaizlerin dini bakımdan yeterliğine değindi.
Sn. Damatoğlu, tüm sorunlara, din öğretmenleri tarafından bilimsel ve dini terimlerin yetersizliğine rağmen programın doğru yolda hareket ettiğini söyledi ve insanların dinden uzaklaştığını ve “yüzeysel din”e kaydığını, bunun da diğerleri yanında, daha güzel bir dünya ve birlikte yaşamanın güçlenmesinin zenginliği olan ilim için sorun doğurduğunu belirtti.
TAÜ’de Doçent sn. Niki Papageorgiu ise, Trakya’nın antropolojik coğrafyasını analiz edip, “çoğulcu birlikte yaşama örneği” olduğunu vurguladıktan sonra, Hristiyan ve Müslüman toplumları ve Ermeni ve Yahudi toplumları ile ilgili bilgiler sunup, “Dinin hem kaynaşma, hem de çatışma faktörü olarak işleyebileceğini” söyledi.
Hristos Çironis «Çokkültürlü eğitim için, ara değerlendirmelerle, on yıllık bir strateji modeli gerekli»
TAÜ’de Yardımcı Doçent sn. Hristos Çironis de Trakya’daki çoğulcu toplum fikriyle hemfikir olduğunu belirtti ve programa katılan kursiyerlerle ilgili bazı özelliklere dikkat çekti, yaş farkı, birikim farkı, iş tecrübeleri ve sosyal statüleri gibi; ve çokkültürlü eğitim için, ara değerlendirmelerle, on yıllık bir strateji modelinin gerekliliğine vurgu yaptı.
Son olarak, TAÜ’de Yardımcı Doçent sn. Vasiliki Mitropulu, bilimsel ve teknolojik kalkınmanın zorunlu kıldığı sürekli öğretimin zorunluluğuna dikkat çekerken, “dini çizgiler, birleşme çizgileri, ayrışma çizgileri değil” dedi.
Aggeliki Ziaka, Programın bilimsel sorumlusu «Dersler kurumsal ve eğitimsel olarak din konusunu işleyen iki grup arasında iletişimi açtı, ki bu toplumsal kaynaşma ve insan için hayati önemi olan bir şey»
Programın bilimsel sorumlusu sn. Aggeliki Ziaka ise Programın yorumunu yaparken, Eylül 2014’yen Eylül 2015’e kadar gerçekleştiğini, 460’dan fazla saat boyunca 66 İlahiyatçı, 84 Vaiz ve TAÜ’den, Atina Kapodistrias Üniversitesi’nden (AKÜ), Trakya Dimokritos Üniversitesi’nden (TDÜ), İslam Teolojisi doktorlarından ve okullardaki Teoloji danışmanlarından 21 eğitimci olmak üzere toplam 150 kişinin eğitildiğini söyledi.
Kendisi, Programın Eğitim ve Dinişleri Bakanlığı’nın eğitim politikası programının ihtiyacı olarak doğduğunu, diğerlerinin yanında ilk deva devlet ilk ve ortaokullarına İslam bilgisinin girdiğini belirtti.
Programın sonuçlarını tanıtırken, bunun en önemli noktasının Hristiyan ve Müslüman eğitimcilerin ve imamların arasında kurulan iletişim olduğunu söyledi ve “Karşılıklı anlaşıy göstermelerine, öğretim çalışmalarının güçlenmlesine, okul çevresinde karşılıklı dayanışmalarına ve dini iletişim kurmak için kültürel faktör olarak sunmalarına yol açtı” dedi.
“Bu önemli sonuç toplumsal ve eğitimsel” dedi, “Dersler kurumsal ve eğitimsel olarak din konusunu işleyen iki grup arasında iletişimi açtı, ki bu toplumsal kaynaşma ve insan için hayati önemi olan bir şey”.
Kendisi “Her ne kadar Trakya bölgesinde Müslümanlar ve Hristiyanlar asırlardır birlikte iseler de, Müslümanların Hristiyanlık üzerine çok az şey bildiğini, ortodoksluğu genel olarak pek de anlayamadıklarını; diğer yandan ise Hristiyanların İslam hakkında daha çok şey biliyor olmalarına rağmen, formalitelerinden anlaşıldığı gibi stereotipik, fobik ve çarpık olduğunu gözlemledik” dedi.
Programın amacı, sn. Ziaka’ya göre, kısıtlamaların ve önyargıların kaldırılması, karşılıklı tanışmanın başlatılması, stereotiplerden arınma ve bölgenin refahı için dinin kültürel çeşit olduğunu göstermek üzere ortak bir çalışmaydı.
«Trakya’daki Müslümanların barışçıllığı ve iyiniyetliliğinin ve Yunanistan’ın ve yurtdışının diğer alanlarıyla acil iletişim kurma ihtiyaçlarının katılımcıları olduk»
Son olarak, sn. Ziaka, bu Program aracılığıyla “Müslüman hemşehrilerimizin açık ve geleneksel ruhları ortaya çıktı, tüm Yunan toplumuna göstermemiz gereken bir ruh, ki herkese katkı sağlayacaktır; özellikle de İslam’la herkesin ilgilendiği bu günlerde” dedi ve “Trakya’daki Müslümanların barışçıllığı ve iyiniyetliliğinin ve Yunanistan’ın ve yurtdışının diğer alanlarıyla acil iletişim kurma ihtiyaçlarının katılımcıları olduk” diye noktaladı sözlerini.
Kursiyer İlahiyatçı ve Vaizler tarafından Program’ın değerlendirilmesi
Kongrenin ikinci gününde, iki yuvarlak masa etrafında, TAÜ Teoloji Bölümü ve MOHA Araştırma Merkezi’nin Dinlerarası Diyalog ve İslam Eğitimi Programı’nın tanıtımı ve kursiyerlerce programın değerlendirmesi yapıldı.
Devamında İlahiyatçı ve Vaizlere Ortak Öğrenim katılım belgeleri verildi ve böylece Kongre son buldu.
Not: Uluslararası Kongre’de çok fazla malzeme çıktığından, önümüzdeki günlerde bölgemiz için oldukça önemli bu konuyla ilgili makaleler, konuşma metinlerin yayınlanması devam edecek.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
