«Hristiyan ve Müslüman milletvekilleri»: Tanım ne derece geçerli?

Rodop ilinde, seçim sonuçlarının açıklanması ve üç milletvekilinin de –kâğıt üzerinde– Müslüman, ki kimliklerinde öyle yazıyor olabilir ama inanç herkesin kendi meselesi, milletvekili seçilmesi, çeşitli tartışmalara vesile oldu. Trakya siyasetinin çeşitli yüzleri, tabii sıradan vatandaşlar da, seçim kanunun azizliğine dayanan bu olayı sadece ve sadece din üzerinden ve “ilginç” bir şekilde “Rodop ilinde Hristiyan ve Müslümanların eşit temsili” üzerinden yorumladı, ki bu her ne kadar basit bir şey gibi görünse de, istemeden de olsa “milliyetçi” “tonlardan” kurtulamamalarına sebep oldu.
 
Bu vesileyle Ceni Kaçari-Vafiadi ve Nikos Malamas da, 94 FM Radio Paratiritis’te sosyal medyada öne sürülen sorulara yanıt aramak adına, dinin siyasetle ilişkisi ve “iki toplumun eşit temsili” tezinin geçerli olup olmadığı üzerine hukukçu, teolog, kilise tarihi uzmanı ve “Paratiritis tis Thrakis”in çalışma arkadaşlarından sn. İoannis Sidiras ve inşaat mühendisi ve “Gnomi” gazetesi sahibi sn. İoannis Laskarakis’le konuştular. 

İoannis Sidiras, Hukukçu, Teolog, Kilise Tarihi Uzmanı «Papazı, imamı, despotu, müftüsü, öğretmeni, gazetecisi; birlikte eğitim için çalışıp VATANDAŞ bilincini doğurmak için mücadele etmekle yükümlüyüz»

«Bu toplumun vatandaşlarının Yunanlılığını sadece veya kısmen din üzerinden bağdaştırmak yanlış»
 
«Din herhangi bir kamusal makama gelecek kişi için kriter değildir»
 
«Gerek Hristiyan-Ortodoks olsun, gerekse İslam adamı olsun, dini liderlerin siyaset yapması veya partilerden yana taraf olması doğru değil»

 
Sn. İoannis Sidiras’ın masaya yatırdığı ilk şey, seçim kanunun anayasal çerçevesiydi ki “tüm Yunan vatandaşları bu yasaya karşı. Yasalar önünde eşitlik ve eşit vatandaşlık var. Din, herhangi bir kamusal makama gelecek kişi için kriter değildir. Bir hukuk devleti tüm vatandaşlarına eşit şekilde davranır – davranmak zorundadır da. Eşit vatandaşlık ve yasalar önünde eşitlik, çağdaş bir hukuk devletinin temelidir. Laiklik de bunlara ek olarak gelir, yani herkesin istediği dine inanma veya inanma, yani dinsizlik hakkı”. 

«Din, gerek siyaset gerekse başka bir şey için, çıkar malzemesi haline getirildiğinde, her zaman kötü sonuçlar doğuyor»

Bu, sn. Sidiras’a göre “gerçekçi olmak ve kaliteli bir sohbet etmek adına, etiket ve parti kimliğini bir kenara bırarak söylersek, bazı çevreleri rahatsız ediyor. Kültürel ve coğrafi olarak bir Avrupa hukuk devleti bu tarz höyükleri kaldıramaz. Zaten din ne zaman gerek siyaset gerekse başka bir şey için çıkar malzemesi haline getirilmişse, her zaman kötü sonuçlar doğurmuştur” diyor sn. Sidiras, Ortadoğu’da din adına yapılanları örnek vererek. “Din siyaset malzemesi olamaz. Ortodoks Teoloji –özünde– hiçbir siyasetin koltuk değneği olunmasına izin vermemiştir. Din, halkları birleştirip ortak problemlerinin çözümü için mücadele etmelerine yardımcı olmak için vardır. Bu topraklarda hepimizin kaderi ortak, gerek Hristiyan, gerek Müslüman, gerek Ermeni olalım”. 

«Büyük partilerin keyfi hareketlerinin sürati kısıtlanmalı»

Sn. Sidiras’ın ikinci olarak değinmek istediği, bizim aynı politikacılarımızın 30 yıl önce, tek parti iktidarları döneminde oyladığı, seçim kanunuydu. “Bu ‘masal’ da bitti. İki partinin devasa güçlü olduğu dönemler zaten çoktan bitmişti. Şimdi koalisyon hükümetleri var, öyle de olmalı, ki büyük partilerin keyfi hareketlerinin sürati kısıtlansın. Ayrıca bölgemizin nüfusu da değişti. Bu yasa oldukça eskidir”. 

«Tarihin bizi birarada yaşamaya karar kıldığı bu topraklarda, ikiyüzlülük maskesi takmanın iyi olmadığını anlamamız lazım»

Sn. Sidiras’a göre, bugünkü toplumun en temel özelliği ikiyüzlülük ve “Tarihin bizi birarada yaşamaya karar kıldığı bu topraklarda, ikiyüzlülük maskesi takmanın iyi olmadığını anlamamız lazım” diyor, partilerin pusulalardaki yerleri kendilerinin belirlediğine dikkat çekerek. “Partiler oy hesaplarına göre liste yapıyorlar. Bu oylar için gerek masa üzerinde, gerek masa altında çeşitli hesaplar yapılıyor. Neden sadece seçim yasası böyle sonuçlar çıkarınca tepki gösteriyoruz?” 

«Siyaset insan ilişkilerinde din kriterini öne koyduğunda, gerçekten armonik olarak bir arada yaşama imkanı ortadan kalkıyor»

Sn. Sidiras Rodop milletvekillerinin dini hakkında konuşmayı gereksiz bulurken, kendilerinin tüm Rodop halkının vekilleri olduğunu ispatlamalarını, bunu da tüm toplumun sorunlarına ve ihtiyaçlarına kulak vererek yapmaları gerektiğini söyledi. “Bölgemizdeki dinsel çokseslilik, Avrupa’da çokkültürlülüğü yeni yaşamaya başlayan bölgelere örnek olmalı. Ukrayna’nın göçmenlere nasıl davrandığını görüyoruz. Biz armonik olarak ve barış içinde yaşıyoruz ve bunlar onyılların kazanımı. Çeşitli aşamalardan geçtik ama şimdi birlikte varız ve din özgürlüğü ile. Bu bir nimettir ve böyle de olmalı” dedi. “Siyaset insan ilişkilerinde din kriterini öne koyduğunda, gerçekten armonik olarak bir arada yaşama imkanı ortadan kalkıyor. Bu yanlış bir şey ve biz armonik olarak bir arada yaşamnın önemini anlamalı ve onu korumalıyız. Eğer gerek devlet olarak, gerekse vatandaşlar olarak bunu yapamazsak sorunlar yaşayacağız” dedi, sn. Sidiras, “aşırılıklar nereden gelirse gelsin, kınanmalı” diye ekleyerek.

«Herhangi bir Rodop sakini yeni milletvekillerini ziyarete gittiğinde kapıları kapalı bulacağını sanmıyorum»

Sn. Sidiras sözlerini tamamlarken, bu toplumun vatandaşlarının Yunanlılığını sadece veya kısmen din üzerinden bağdaştırmanın yanlış olduğunu belirtertti. “Papazı, imamı, despotu, müftüsü, öğretmeni, gazetecisi; birlikte eğitim için çalışıp VATANDAŞ bilincini doğurmak için mücadele etmekle yükümlüyüz. Bu sorumluluğu herkes üstlenmeli ki armonik olarak bir arada yaşayabilelim. Eşit vatandaş olduğuna herkes inandığı zaman işbirliği yapabiliriz. Herhangi bir Rodop sakininin yeni milletvekillerini ziyarete gitiğinde kapıları kapalı bulacağını sanmıyorum” dedi.  

Yannis Laskarakis, “Gnomi” Gazetesi sahibi «Bölgemizde milliyetçilik milletvekilliği getiriyor. Bu tarz fikirleri öne sürerek siyasi kariyer yapanların sayısı çok»

«Hristiyan ve Müslüman milletvekili muhabbetleri bölgemize kin ve milliyetçiliği getirmekle kalmayıp, körleşmemize, bölgenin gerçek sorunlarını görememize de sebep oluyor»
 
Trakya bölgesinde olup biten ve siyaset erbabı, “Gnomi” gazetesi sahibi sn. Yannis Laskarakis “ayrışmalar, Hristiyan-Müslüman milletvekili muhabbetlerinin temelinde yatan koyu milliyetçilik ve kin” üzerine fikrini söyledi. Sn. Laskarakis, sorunun din değil, bölgeye çok fazla zarar vermiş bazı stereotipler olduğunu vurguluyor. “Trakya ufku açık bir bölge olmaktan çıkıp, konumunun verdiği fırsarları yitirirken, çünkü sınır bölgesi olmak avantajdır, bizler bugün Yunan parlamentosuna Hristiyan veya Müslüman vekil seçilip seçilmeyeceğini konuşuyoruz” dedi. “Bu sadece kin veya milliyetçilikle alakalı birşey değil, bizi körleştiriyor da. Bölgenin gerçek çıkarlarının ne olduğunu göremiyoruz. Bu iklimi ön plana çıkarıyor bazıları ki Hrisi Avgi’nin bölgemizde oylarını artırmasından sorumlu kendileri.” 

«Stilyanidis’in Rodop’ta kaybetmesinin sebebi Müslüman vekillerin seçilmesi değil, seçim sistemi»

Bu durumu değerlendiren sn. Laskarakis, “Siyasetçiler de bu konuyu ön plana çıkarıyor. Stilyanidis’in Rodop’ta kaybetmesinin sebebi Müslüman vekillerin seçilmesi değil, seçim sistemi. Niye bu konunun, ki bölgemize sadece zarar veriyor, tekrardan gündeme getirildiğini anlayamıyorum. Hiçbirimiz Müslüman vekillerin ‘kötü’ davranışta bulunacağını öngörmüyor, zaten azınlığın ve yerel Trakya toplumunun saygın şahsiyetleri olduklarını ispatladılar” dedi. 

«“Büyük Ülkü” (Megali İdea) stereotipleri bugün hala bölgemizde revaçta. Ama bölgemiz için büyük ülkü, açık ufuklar fikridir»

Sn. Laskarakis’e göre azınlıktan milletvekillerinin seçilmesi üzerine tepki ve yorumların cevabı “Bölgede milliyetçilik milletvekilliği getiriyor. Bu tarz fikirleri öne sürerek kariyer yapanların sayısı çok”. Bu bağlamda 1999 yılında Komotini’de gerçekleşmesi planlanan Türk ve Yunanlı gazeteciler toplantısını bazı milletvekillerinin soru önergesi sunarak iptal ettirdiği, gerekçe olarak da İstanbul’un Düşüşü için özür dilemeleri gerektiğini söylediklerini (!) hatırlattı. “Bugün de bölgemizde ‘Büyük Ülkü’ (Megali İdea) stereotipleri revaçta. Ama bölgemiz için büyük ülkü, açık ufuklar fikridir. Bu yönde hareket etmeliyiz, aksi yönde değil” diye noktaladı sözlerini.

google-news Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.