Rodop sahil şeridinde sadece bir cankurtaran
Ülkemiz Avrupa bazında boğulma sebebiyle ölenlerde acı birinciliğe sahip, ki bu büyük oranda sahil şeridinin çok büyük olması ve her yıl sahilleri taşıran denize girenlerin sayısının çok fazla olmasıyla açıklanabilir. Ancak doğal olmayan ve üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken, son yıllardaki boğulma olaylarındaki feci artış. Thessaloniki Aristotelio Üniversitesi’nin 2013 yılında yaptığı bir araştırmada, boğularak ölenlerin sayısının o yıl bir önceki on yıla kıyasla iki kat olduğu yönündeydi. Son iki yılda ise, geçtiğimiz yıl ve bu yıl, her ne kadar konu üzerinde ciddi bir istatistik araştırma yapılmamışsa da, maalesef bu tarz haberlerle dolu olan haber bültenlerinden gözlemlediğimiz kadarıyla boğulma olaylarının epidemiyolojik boyutlarda olduğunu anlıyoruz.
Bölgemizde de alarm zili gibi olaylar
Maalesef geçtiğimiz haftasonu bölgemizde de 3 trajik boğulma olayı kayıtlara geçti; bu kurbanların biri Rodop ilinde 18 yaşındaki bir gençken, ikisinin komşu şehir Kavala’da iki yaşlı erkek. Ayrıca Ksanthi medyasından öğrendiğimize göre, iki benzer olay daha yaşandığını ve bir hafta içerisinde iki küçük çocuğun Maggana denizinde boğulma tehlikesi atlattığını öğreniyoruz. Ne mutlu ki bu iki olay denize girenlerin ve cankurtaranın müdahalesiyle trajik sonucu engellemiştir. Komşu şehirde, tabii, cankurtaranların var olduğu sahil sayısı 4.
Arogi’de 600 metrelik alana cankurtaran
Buna karşılık, Rodop ilinde, Maronya’dan Fanari’ye kadarlık sahil şeridinde, denize girmek için “açık” sahilleri tercih edenlere yardımcı olmak adına sadece 1 cankurtaran bulunuyor. Ayrıntılı olarak, personele sahip tek gözlemevi, Fanari’den Arogi’ye giden kanalda ve yasaya göre her iki tarafı da 300 metre olarak kontrol edebiliyor. Maronya-Sapes belediyesinin sahillerinde ise hiçbir cankurtaran bulunmamakta, çünkü bunlardan hiçbiri “hareketli/çok ziyaret edilen” sahiller grubuna girmiyor ve bu yönde gerekli bir zorunluğu yok. Komotini Belediyesi sınırları içerisinde, ki üç sahil 2015 yazı için “mavi bayrak” ödülü almıştı, hareketli/çok ziyaret edilen tek sahil olarak Arogi tanımlanıyor. Bu yüzden belediye yönetimi, yaz sezonu başlangıcında, Arogi sahili için 3 aylık sözleşmeyle iki cankurtaran temin etmek için yarışma bildirisi yayınlamıştı. Bu davete iki kişi başvurmuş, fakat akabinde sözleşmeleri imzalamadan dilekçelerini geri almışlardı. Neticede belediye bu sahil gözetme işini bu alanda hizmet veren bir şirkete, ayrıntı olarak “Çabaci Kardeşler Kuzey Yunanistan Cankurtarma” şirketine devretti. Şirket, sabah 10 ila akşam 5 arası yüzenleri koruma ve gözetleme işi için eleman atadı.
Fanari-Arogi bölgesindeki verileri yeniden değerlendirme ihtiyacı mı?
Tüm bunlar, sahillerin cankurtaran ihtiyacıyla ilgili yasal çerçeveden sapma olduğu anlamına gelmese de, sadece tek bir sahilin “hereketli/çok ziyareten” edilen olarak doğru tespit edilmesi düşündürücü. Hatırlatırız ki sahillerin hareketli/çok ziyaret edilir olup olmadığınu belirleyen üç üyeli bir kurul var ve bu kurul ilgili liman idaresi sorumlusu veya temsilcisi, ikinci derece yerel yönetim temsilcisi ve duruma göre birinci derece yerel yönetim veya EOT veya Limanlar Kurumu temsilcisinden oluşuyor. Yine belirtmekte fayda var ki, bahsekonu kuru, sahil şeridinde kilometre başı 500 kişiyi geçip geçmediğine bakarak bu konuda karal veriyor. Özellikle hafta sonu ziyaretçilerin taştığı ve binlerce kişinin yüzdüğü Fanari-Arogi bölgesine, belki de Fanari kamp alanı tarafına doğru ikinci bir cankurtaran yerleştirmeyi öngörmek sanırım zorunlu olacak.
Temel talimatlara sadık kalarak, kendini korumak
Elbette, ilin tüm sahil şeritlerine cankurtaran yerleştirmek imkansız, bu yüzden hayatını yitmekle sonuçlanan kötü olaylardan kaçınmak sorumluluğu, kaçınılmaz olarak yüzücülerin de sırtına biniyor. İşte bu doğrultuda, dinlenmek ve eğilenmenin trajediye dönüşmemesi için yüzücülerin uyması gereken bazı temel kurallar:
· Yüzerek sahilden fazla uzaklaşmamaları, özellikle de çok iyi derecede yüzem bilmeyenler
· Her zaman, genellikle daha yorucu olan geri dönüşü hesaplamaları
· Yemek yedikten en az 3 saat geçmemişse denize girmekten kaçınmaları. Ancak vücut yüzerken yorulduğu için, denize girmeden önce hafif bir şeyler yemek.
· Yüzmeden önce alkollü içecek kullanımından kaçınmak.
· Derinliğini ve derinliğinin alacağı şekli bilmedikleri yerlerde yüzmekten kaçınmak. Denizin içinde gözlerini sürekli açık tutmak.
· Küçük çocukları korumasız denizde yalnız bırakmamak. Özellikle yüzme bilmeyenlerini.
· Titreme ve baş dönmesi hissedilmesi durumunda hemen denizden çıkmak.
· Yorulma durumunda paniklememek. Olası durumda sırtüstü denizin üstünde yatıp dinlendikten sonra, tekrar sahile doğru yüzmek.
· Kramp girmesi sonucu korkuya kapılmamak. Kram giren bölgeyi dinlendirip, yavaşça sahile doğru yüzmek.
· “Yardım” isteyen birini görüp de nasıl yardım edeceğini bilmeyince sen de “yardım” istemelisin, ki yardım adecek biri gelip yardım etsin.
Ακολουθήστε το paratiritis-news.gr στο Google News και μάθετε πρώτοι όλες τις ειδήσεις.
